Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Gökalp Şentürk
Gökalp Şentürk

Twıtter Komutanı ve Tarihin Tokadı

Tarih, gürültü çıkaranları değil…

ağırlık koyanları yazar.

Bugün bir isim çıkıyor:

Muhoozi Kainerugaba

Elinde telefon, dilinde tehdit…

Ama ortada ne savaş aklı var ne de devlet ciddiyeti.

Çünkü gerçek komutanlar, haritayla konuşur.

Bu ise ekranla konuşuyor.

Türkiye’ye meydan okuyor…

Ama meydan dediği yer, bir sosyal medya uygulaması.

Şimdi buradan soralım:

Hangi komutan, bir devlete karşı tehditlerini “tweet” ile açıklar?

Hangi askeri akıl, savaşı “retweet” sayısıyla ölçer?

Bu, strateji değil.

Bu, tarihin ciddiyetine atılmış ucuz bir kahkahadır.

Ve mesele sadece hadsizlik de değil…

Türk milletinin “namus” kavramı üzerinden yapılan aşağılık söylemler…

Bu, cehaletin zirvesidir.

Çünkü bu millet, namus için tarih boyunca can vermiştir.

Malazgirt’te,

Malazgirt Meydan Muharebesi’nde,

bir avuç imanla koskoca ordular dağıtıldı.

İstanbul’un fethinde,

İstanbul’un Fethi,

çağ kapandı, çağ açıldı.

Çanakkale’de,

Çanakkale Savaşı,

dünya diz çöktü, Türk milleti ayağa kalktı.

Ve sen şimdi çıkıp…

bu milletin karşısına tweetle mi dikileceksin?

Tarih böylelerini çok gördü.

Gürültü yapanlar…

Kendini dev aynasında görenler…

Bir gecelik şöhret uğruna devlet ciddiyetini satanlar…

Hepsinin ortak sonu aynı oldu:

Unutulmak.

Bak, mesele çok açık:

Yoweri Museveni’nin oğlu olmak,

bir millete karşı konuşma hakkı vermez.

Üniforma, mirasla taşınmaz.

Liyakat ister.

Aklı, sabrı ve sorumluluğu taşımayan, o üniformanın altında ezilir.

Tam burada tarih bir hatırlatma yapar…

Nihal Atsız,

Benito Mussolini’nin kibirli söylemlerine karşı kalemini kılıç gibi kullanmıştı.

Ne dedi biliyor musun?

Türk’ün ruhunu hatırlattı.

“Biz esir olmadık, olmayız.

Zincir bizim bileğimize değil, düşmanın kaderine vurulur.

Bizim dizimiz yere gelmez;

biz diz çöken değil, diz çöktüren bir milletiz.”

Bu sadece bir şiir değildi.

Bu, bir milletin kendine ettiği yemindi.

Şimdi sen…

aynı millete, aynı kibirle bakıyorsun.

Ama unuttuğun bir şey var:

Tarih tekerrür etmez belki…

Ama ders verir.

“İstanbul’da kahraman gibi karşılanacağım” diyorsun…

İstanbul, öyle her önüne geleni bağrına basmaz.

Bu şehir, Fatih’i gördü.

Bu şehir, gerçek komutanların izini taşır.

Ama bir şeyi daha iyi bilir:

Kim gerçek… kim sahte.

Eğer bir gün gerçekten bu topraklara gelirsen…

Seni alkışlayan değil, sana bakan gözler göreceksin.

Ve o gözlerde şu soru olacak:

“Bu mu yani?”

Çünkü bu millet, gücün sessizliğini bilir.

Bağıranın değil, başaranın peşinden gider.

Ve son kez, açık ve net:

Türkiye, klavye başında tehdit edilecek bir ülke değildir.

Türk milleti, tarih boyunca diz çökmemiştir.

Diz çöktüren olmuştur.


Strateji Uzmanı

Gazeteci Yazar

Gökalp Şentürk

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER