Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Serdar Şahin
Serdar Şahin

Uganda Twitter Komutanını İstanbul’da Karşılayacağız

Uganda Silahlı Kuvvetleri Komutanı Muhoozi Kainerugaba, son açıklamalarıyla askeri strateji tarihine değil belki ama “Twitter diplomasisi” literatürüne hızlı bir giriş yapmış görünüyor. Bu çağda herkesin popüler olmaya ihtiyacı var. Böyle bir müptezel, bu komik çıkışları yapmasaydı, çoğumuz kendisini tanıyamazdık.

Türkiye’ye yönelik “hayatta kalma şansları yok” gibi iddialı cümleler kuran bir komutan düşünün…

Ama bu cümlelerin kurulduğu yer bir karargâh değil, bir sosyal medya platformu. İnsanın aklına “ölümü uykum mu zannediyorsun?” diye sormak geliyor. Bu arkadaş daha çok Uganda’nın Twitter tanıtım komedyeni gibi duruyor.

İşte tam olarak burada bir komedi başlıyor:

Gerçek dünya ile dijital özgüven arasındaki o ince çizgi.

Kainerugaba’nın açıklamalarına bakınca insan ister istemez şu soruyu soruyor:

Bu bir askeri değerlendirme mi, yoksa etkileşim kasan bir sosyal medya kampanyası mı? Ya da Uganda’nın bir “23 Nisan’ı” var da, birkaç saatliğine koltuğa mı oturdu?

Üstelik konu sadece Türkiye’ye yönelik tehditvari ifadelerle de sınırlı değil. Halklara yönelik küçümseyici söylemler… Türkler hakkında “namus” kavramı üzerinden yaptığı aşağılayıcı ve seviyesiz ifadeler… Bir de üzerine “retweet” sayılarıyla övünen bir zihniyet. Ortada ciddiyet değil, cahilce bir gösteri var.

Bakıyorsun, bir noktadan sonra mesele uluslararası ilişkiler olmaktan çıkıp kişisel bir şova dönüşmüş.

Modern devlet yapılarında, özellikle askeri pozisyonlarda bulunan kişilerin kriz yönetmesi beklenir.

Krizin kendisi olması değil.

Fakat bu arkadaş, bütün uluslararası ilişki kurallarına rağmen, sanki kontrolsüz bir zihinle; normal şartlarda dile getirilemeyecek ifadeleri pervasızca ortaya koyuyor. Bu da ciddiyetsizliğinin açık bir göstergesi.

Bu noktada Yoweri Museveni’nin oğlu olmak ile bir orduyu temsil etmek arasındaki fark da bulanıklaşıyor gibi görünüyor.

Ortada büyümemiş bir profil var—ve belki de hiç büyümeyecek.

Dünya artık şunu çok net biliyor:

Gerçek güç, en yüksek sesi çıkaran değil; en doğru zamanda doğru cümleyi kurabilendir.

“30 gün içinde diplomatik ilişkileri keseriz” gibi ifadeler ise uluslararası politika değil, mahalle tartışması tonunu andırıyor.

Ve gelelim en iddialı cümleye:

“Bir yıl içinde İstanbul’da kahraman gibi karşılanacağım.”

İstanbul…

Tarih boyunca imparatorları, komutanları, liderleri ağırlamış bir şehir.

Ama bir farkla:

Gerçek olanları.

Eğer bir gün yolu İstanbul’a düşerse, büyük ihtimalle karşılaşacağı şey alkışlardan önce hafif bir tebessüm olacaktır.

Hani şu “gerçekten mi?” dedirten türden.

Sonra da uçaktan indiğinde, seni Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi başhekimi karşılayıp, tedavi edileceğin bölüme almak için hazır olacaktır.

Çünkü bu şehir, gösteriyi sever…

Ama adı, unvanı ne olursa olsun, ihtiyacı olanı tedavi etmeyi de bilir.

Bir cümle de Türkiye’de çalışan Ugandalılara:

Ülkemizde, bu zihniyeti temsil eden ve destekleyen bir anlayışı görmek istemiyoruz.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER