Bugün karşımızda sadece bir teknoloji meselesi yok. Bugün karşımızda bir zihin işgali, bir nesil kuşatması, bir ahlak aşındırma operasyonu var.
Devlet Bahçeli’nin ortaya koyduğu tespitler, hamasi bir söylem değil; doğrudan sahadaki gerçeğin ifadesidir.
Dijital mecralar artık sadece haberleşme alanı değildir.
Birileri bu alanları örgütlenme sahasına, ahlaksızlığın normalleştirildiği bir vitrine, suçun meşrulaştırıldığı bir propaganda merkezine dönüştürmüştür.
Sohbet odaları…
Kapalı gruplar…
Masum görünen uygulamalar…
Bunların bir kısmı artık birer fitne üretim merkezi hâline gelmiştir.
Burada mesele teknoloji değil,
teknolojiyi kullanan zihniyettir.
Bugün gençliğe yönelen saldırı, silahla değil;
algıyla, içerikle, yönlendirmeyle yapılmaktadır.
Bir çocuğun eline silah vermeden de onu zehirleyebilirsiniz.
Nasıl mı?
Kimliksizleştirerek
Ahlaksızlığı özgürlük diye sunarak
Devlet düşmanlığını “eleştiri” diye pazarlayarak
Suçu “cool” göstererek
İşte dijital dünyanın kirli yüzü tam olarak budur.
Ama burada daha tehlikeli bir yanılgı var:
Sorunu sadece okul kapısına güvenlik koyarak çözeceğimizi sanıyoruz.
Ya da her köşeye kamera yerleştirerek…
Hayır!
Bu yaklaşım, yangına su yerine fotoğraf çekmek gibidir.
Çünkü mesele dışarıda değil,
zihinlerin içinde başlamaktadır.
Millî eğitim meselesi burada kilit noktadır.
Eğer siz gençlerinize sadece diploma verirseniz,
ama ona istikamet vermezseniz,
ortaya çıkan şey eğitimli bir birey değil;
yönsüz bir kitle olur.
Devlet Bahçeli’nin altını çizdiği gibi mesele şudur:
Bizim hedefimiz;
Sadece bilgi yüklenmiş değil,
Şuur kazanmış,
Kimliğini bilen,
Milletine bağlı,
Devletine sadık
bir nesil yetiştirmektir.
Bakınız açık konuşalım:
Bugün Türkiye’de yaşanan birçok sosyal problem,
ekonomiden ya da güvenlikten önce
kimlik ve değer erozyonunun sonucudur.
Kendi tarihini bilmeyen,
kendi kültürünü tanımayan,
kendi milletine yabancılaşmış bir gençlik…
İşte dijital ifsatın en kolay avı budur.
Bu yüzden çözüm çok nettir:
Eğitimde milli şuur esas alınmalı
Aile yapısı güçlendirilmeli
Dijital platformlar ciddi şekilde denetlenmeli
Kültürel üretim artırılmalı
Gençlere sadece yasak değil, alternatif sunulmalı
Çünkü boş bırakılan her alanı,
başkaları doldurur.
Bu bir teknoloji savaşı değildir.
Bu bir medeniyet savaşıdır.
Ve bu savaşta tarafsız olanlar,
çoktan kaybetmiştir.
Bugün artık şunu net şekilde söylemek gerekiyor:
Eğer biz kendi evlatlarımızın zihnini koruyamazsak,
yarın o evlatlar ne bu vatanı koruyabilir,
ne de bu milleti ayakta tutabilir.
Mesele sadece bugünün meselesi değildir.
Mesele, Türk milletinin yarınını kimin şekillendireceği meselesidir.
Ve bu mücadele,
klavyede başlar…
ama devlet aklıyla kazanılır.
Strateji Uzmanı
Gazeteci Yazar
Gökalp Şentürk

YORUMLAR