Donald Trump yine yaptı yapacağını.
Sosyal medya hesabından “Süreniz doluyor, cehennemin yağmasına 48 saat kaldı” diyerek dünyayı ayağa kaldırdı. Sonra ne mi oldu? Hop, süreyi 8 Nisan’a kadar uzatıverdi.
Peki, bu ne anlama geliyor? Gelin, tane tane bakalım:
Trump, “ben geldim ve kurallar değişti” demek istiyor. “Eski diplomatik nezaketleri unutun, ben direkt sonuca bakarım” mesajı veriyor.
Hürmüz Boğazı meselesi şakaya gelmez. Dünya petrolünün damarı orası. Trump oranın kapanmasına izin vermeyeceğini en sert perdeden ilan ediyor.
“Cehennem yağacak” falan gibi büyük laflar, aslında tipik bir pazarlık stratejisi. Çıtayı en tepeye koyuyor ki, anlaşma masasında istediğini koparsın.
İran ise sessiz ama derinden gidiyor. Trump’ın bu çıkışlarını “savaş suçu kanıtı” olarak nitelendirip topu uluslararası kamuoyuna atıyorlar.
NE OLACAK BU İŞİN SONU?
Şu üç ihtimalden biri gerçekleşecek:
İran, Hürmüz’ü açacak, Trump “ben kazandım” diyecek ve olay tatlıya bağlanacak.
Küçük çaplı vuruşmalar, enerji tesislerine yönelik nokta operasyonlar göreceğiz.
Çünkü Trump bu, sağı solu belli olmaz. Bakarsınız 8 Nisan gelince “Bir on gün daha veriyorum” deyip topu taca atar.
Trump’ın “süre vermesi” aslında bir saatli bomba değil, dev bir megafonla yapılan “benimle masaya oturun” çağrısıdır.
İzleyip göreceğiz. Ama şunu bilelim: Orta Doğu’da artık hiçbir şey “eski usul” yürümeyecek.

YORUMLAR