Türkiye artık bir eşikten geçiyor.
Bu bir tartışma değil…
Bu bir tercih değil…
Bu bir zorunluluk: Gerçekle yüzleşme zorunluluğu!
Bugün yaşananları “eğitim zayıfladı” diyerek açıklayan herkes ya meseleyi anlamıyor ya da bilerek susuyor.
Çünkü ortada bir zayıflama yok…
Ortada planlı bir çöküş var!
Dün bir öğretmen toprağa düştü…
Bugün bir öğrenci can verdi…
Yarın kim?
Soruyorum:
Bir çocuk nasıl olur da okul basar?
Bir çocuk nasıl olur da öğretmenine silah çeker?
Bir çocuk nasıl olur da arkadaşını öldürür?
Bu sorunun cevabı basit ama acı:
Çünkü o çocuk artık çocuk değildir.
O çocuk, sistemin ürettiği bir sonuçtur!
Bakın açık konuşuyorum:
Bu mesele sadece eğitim meselesi değildir.
Bu mesele doğrudan doğruya medeniyet meselesidir.
Çünkü eğitim okulda başlamaz!
Eğitim evde başlar!
Ama bugün ev ne halde?
Anne-baba yorgun…
Çocuk yalnız…
Aile dağınık…
Sohbet yok…
İlgi yok…
Takip yok…
Ama ne var?
Tablet var!
Telefon var!
Sosyal medya var!
Şiddet dolu diziler var!
Mafya güzellemesi var!
Çocuk artık annesinden değil…
Bir ekranın içinden öğreniyor hayatı!
Ve o ekran ona ne öğretiyor biliyor musunuz?
Şiddeti güç gibi…
Mafyayı adamlık gibi…
Kabadayılığı saygınlık gibi…
Zorbalığı liderlik gibi…
Sonra dönüp soruyorlar:
“Bu çocuk neden böyle oldu?”
Ben söyleyeyim:
Çünkü siz ona ahlak vermediniz!
Çünkü siz ona sınır koymadınız!
Çünkü siz ona doğruyu öğretmediniz!
Ama en önemlisi…
Çünkü siz onu korumadınız!
Gelelim meselenin en kritik noktasına…
Bu ülkede bir kurum var:
RTÜK!
Sözde denetim makamı…
Soruyorum:
Sigaraya sansür koyan sistem…
Neden silaha sansür koymuyor?
Kurşun serbest!
İnfaz serbest!
Mafya serbest!
Şiddet serbest!
Ama ahlak yok!
Bu nasıl bir denetim?
Bu nasıl bir anlayış?
Bu artık bir ihmal değil…
Bu açık bir zafiyettir!
Ve bu zafiyetin bedelini kim ödüyor biliyor musunuz?
Bu milletin çocukları!
Daha acı bir tablo var…
Bugün bir vatandaş tehdit edildiğinde…
Karakola gidiyor ama rahatlamıyor!
Adliyeye gidiyor ama güven duymuyor!
Ama bir mafya bozuntusu devreye girince…
Suçlular kaçıyor!
Bu ne demek biliyor musunuz?
Bu, devletin psikolojik olarak gerilediği…
Mafyanın ise büyütüldüğü bir düzendir!
Ve bu bir devlet için sadece tehlike değildir…
Bu bir zillettir!
Gençlik ne görüyor?
Ekranda mafya…
Sokakta kabadayılık…
Sosyal medyada şiddet…
Sonra ne oluyor?
Vicdan gidiyor…
Merhamet gidiyor…
Saygı gidiyor…
Geriye ne kalıyor?
Öfke!
Şiddet!
Boşluk!
Ve o boşluğu dolduran şey ne oluyor?
Suç!
Buradan açık konuşuyorum:
Bu gidişat kader değildir!
Bu gidişat önlenebilir!
Ama önce doğru teşhis gerekir!
Teşhis net:
Aile zayıfladı
Medya yozlaştı
Devlet otoritesi sarsıldı
Mafya kültürü parlatıldı
Dijital bağımlılık kontrolden çıktı
Ahlak eğitimi çöktü
Ve sonuç:
Kimliksiz, yönsüz, öfkeli bir nesil!
Peki ne yapılmalı?
Süslü cümlelere gerek yok!
Çözüm nettir:
Şiddeti özendiren içerikler derhal sınırlandırılacak!
RTÜK göstermelik değil, gerçek denetim yapacak!
Okullarda sadece bilgi değil, karakter öğretilecek!
Aileler bilinçlendirilecek!
Gençliğe gerçek rol modeller sunulacak!
Devlet, gücünü hissettirecek!
Ve en önemlisi…
Bu millet kendi evladına sahip çıkacak!
Şunu herkes kafasına kazısın:
Bir milleti tankla yıkamazsanız…
Neslini çürütürsünüz!
Bir devleti dışarıdan yenemezseniz…
İçeriden boğarsınız!
Bugün Türkiye’nin karşı karşıya olduğu tehdit tam olarak budur!
O yüzden ben susmayacağım!
O yüzden ben haykırıyorum:
Bu bir nesil kaybı değil…
Bu bir nesil kıyımıdır!
Ve eğer bugün ayağa kalkmazsak…
Yarın mezarlıkların başında konuşuruz!
Ama o gün konuşmanın hiçbir anlamı kalmaz…
Artık yeter!
Bu milletin çocukları sahipsiz değildir!
Strateji Uzmanı
Gazeteci Yazar
Gökalp Şentürk

YORUMLAR