Fon soruşturması büyürken şimdi kamuoyunun önünde yeni ve önemli bir başlık var: Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi hakkındaki milyarlarca liralık işlem iddiaları.
Fon meselesi artık sadece birkaç şirketin meselesi değil.
Tutuklamalar var.
Tasfiye edilen fonlar var.
Yüz binlerce yatırımcının cevabını beklediği sorular var.
Şimdi bir de eski Bakan ve AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya’nın adı gündemde.
Muhalefet tarafından Kaya ve eşi İlyas Kaya’nın Özata Denizcilik hisselerindeki işlemlerinden yaklaşık 2 milyar TL düzeyinde kazanç elde ettiği iddia edildi. Kaya ise iddiaların açıklığa kavuşturulmasını istediğini belirterek AK Parti’deki görevlerinden ayrılma talebinde bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan da bu talebi kabul etti.
Burada soru çok basit:
Bu işlemler normal yatırım işlemleri miydi?
Öyleyse mesele yok.
Değilse…
Kim biliyordu?
Kim ne zaman aldı?
Kim ne zaman sattı?
Ve soruşturma öncesinde kimler parasını çekti?
İstifa yetmez, açıklık gerekir
Fatma Betül Sayan Kaya’nın görevinden ayrılması siyasi açıdan önemli.
Ama kamuoyunun merak ettiği mesele görev değil.
Para hareketleri.
Kaya’nın adı SPK’nın Özata Denizcilik işlemleri nedeniyle açıkladığı işlem yasağı listesindeki isimler arasında yer almadı. Bu da soruşturmanın sonucu görülmeden kesin hüküm kurulamayacağını gösteriyor.
Ama iddia bu kadar büyükse…
Araştırılması da o kadar açık ve şeffaf olmak zorunda.
Asıl mesele küçük yatırımcı
Bütün bu tartışmanın içinde unutulmaması gereken biri var:
Küçük yatırımcı.
Yıllarca biriktirdiği parasını fona yatıran insan.
Onun siyasetle işi yok.
Partilerle işi yok.
Tek istediği parasını kaybetmemek.
Bu nedenle fon soruşturmasında bakılması gereken şey isimlerin büyüklüğü değil.
Paranın izidir.
Kim haksız kazanç sağlamışsa ortaya çıkarılmalı.
Kim suçsuzsa onun da adı temizlenmeli.
Çünkü sermaye piyasasında güven böyle sağlanır.
Ne isim saklayarak…
Ne de insanları daha yargılama bitmeden suçlu ilan ederek.
Belgeyle.
Kayıtla.
Ve hukukla.

YORUMLAR