Tarih bazen bir milleti yüceltir, bazen de aynı milletin evlatlarını bambaşka savruluşlara şahit eder. Yemen bunun en canlı örneklerinden biridir. Çünkü bugün “Husi” dediğimiz yapı, öyle dışarıdan ithal bir örgüt değildir. Kökü derindedir. Hem de öyle böyle değil… Bin yıllık bir geleneğe dayanır: Zeydilik.
Ama mesele şu:
Aynı kökten çıkan her dal, aynı istikamete uzamaz.
Bir İmamın Dik Duruşu: Zeyd bin Ali
740 yılında Kûfe’de bir adam ayağa kalktı.
Zulme karşı… Emevi baskısına karşı…
Ama asıl imtihan savaş meydanında değil, zihniyetteydi.
Ona dediler ki:
“Hz. Ebubekir’i ve Hz. Ömer’i reddet!”
Cevabı netti:
“Onlar meşru halifelerdir.”
Bu söz, onu yalnız bıraktı.
Bu söz, onu şehadete götürdü.
Ama aynı söz, bir mezhebin karakterini belirledi:
Zeydilik… Kinle değil, ölçüyle doğdu.
Zeydilik: Ne Tam Şii Ne Bildiğin Sünni
Zeydilik bir çizgidir.
Ne ifratta, ne tefritte…
Sahabeye hakaret yok
Muta nikahı yok
Gizli imam masalları yok
İmam dediğin; ortaya çıkacak, mücadele edecek, bedel ödeyecek!
Yani Zeydilikte imam, koltukta oturan değil…
Kılıç kuşanan adamdır.
Bu yüzden Zeydilik sadece inanç değil,
bir duruş, bir tavır, bir karakterdir.
1918: Sadakatin İmtihanı ve İmam Yahya
Osmanlı Yemen’den çekiliyor…
Herkes fırsat kollarken, bir adam tarih yazıyor.
İngilizler geliyor:
“Toprak verelim, güç verelim…”
Ama o ne diyor?
“Ben sadakati satarak güç almam.”
Giden Osmanlı subaylarını kovmuyor.
Onları sahipleniyor.
İngilizler ona “hain” diyor.
Ama gerçek şu:
O ihanet etmedi… O sadakati seçti.
İşte Zeydi ruh budur.
Menfaat değil, meşruiyet…
Kırılma: 1962 Yemen Darbesi
1962’de bir darbe oldu.
Sadece bir yönetim yıkılmadı…
Bir gelenek devrildi.
Ardından gelen süreç:
Mısır etkisi
Suudi destekli Selefi yayılma
Zeydilerin geriye itilmesi
Zeydilik ilk kez savunmaya düştü.
Ve unutmayın:
Savunmaya düşen her yapı, zamanla sertleşir.
Husiler: Husiler – Direniş mi, Dönüşüm mü?
1990’larda Saada’da bir hareket doğdu.
Başta masumdu:
Kimlik, kültür, aidiyet…
Ama 2003’te oyun değişti:
Irak’ın İşgali 2003
Artık mesele Yemen değildi.
Artık mesele küreseldi.
Ve sahneye yeni bir aktör girdi:
İran
Husiler, İran’la yakınlaştı.
Ama burada net olalım:
Bu bir inanç birliği değil…
Bu bir çıkar ortaklığıdır.
Karşılarında kim var?
Amerika Birleşik Devletleri
İsrail
Tokat Gibi Gerçek
Bugün Husiler İran’la yan yana olabilir.
Ama şunu kimse inkâr edemez:
Hz. Ebubekir’e sövmezler
Hz. Ömer’e lanet etmezler
Osmanlı’ya ihanet etmediler
Çünkü kökleri hâlâ Zeydi…
Ama mesele kök değil artık.
Mesele yön.
Net ve Sert
Tarih bize şunu öğretir:
Sadakat bir mirastır…
Ama istikamet bir tercihtir.
Zeydilik, sadakatin adıdır.
Husilik ise bugün, büyük ölçüde jeopolitiğin sahasındadır.
Ve kim ne derse desin:
Bir hareket, kökünden kopmaz…
Ama yönünü şaşırırsa, başka hesapların parçası olur.
Strateji Uzmanı
Gazeteci Yazar
Gökalp Şentürk

YORUMLAR