Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Gökalp Şentürk
Gökalp Şentürk

Vatan İçin Hain Olunmayı Göze Alanlar

Bazı kahramanların adı meydanlarda haykırılır…

Bazılarının adı ise yıllarca sessizliğe gömülür.

Çünkü savaş meydanlarında yalnızca kurşunlarla savaşılmaz.

Bazen bir milletin kaderi, düşmanın içine sızan bir Türk subayının taşıdığı bilgiyle değişir.

İşte “Gavur Mümin” adıyla bilinen Mümin Aksoy’un hikâyesi, bize tam da bunu anlatır.

Bugün 30 Ağustos Zafer Bayramı…

Bugün sadece bir ordunun kazandığı zaferi değil, Türk milletinin esareti reddettiği günü konuşuyoruz.

26 Ağustos 1922…

Büyük Taarruz başladı.

Anadolu’nun bağrında yıllardır biriken öfke, sabır ve iman aynı anda harekete geçti.

Mustafa Kemal Paşa’nın emriyle Türk ordusu, işgal kuvvetlerinin üzerine yürüdü.

Karşı tarafta savaşmaktan yorulmuş bir ordu vardı.

Bizim tarafta ise evini, namusunu, toprağını ve istiklalini savunan bir millet…

İşte aradaki fark buydu.

Biri Anadolu’dan pay istiyordu, diğeri Anadolu’sunu vermemek için ölüyordu.

Ve tarih, kimin haklı olduğunu bir kez daha gösterdi.

Fakat Büyük Taarruz sadece cephede kazanılmadı.

Cephe gerisinde de başka bir savaş vardı.

İstihbarat savaşı…

Düşmanın planlarını öğrenmek, askerî hareketlerini takip etmek ve elde edilen bilgileri Türk tarafına ulaştırmak gerekiyordu.

İşte burada Mümin Aksoy’un hikâyesi karşımıza çıkıyor.

Kamuoyunda “Gavur Mümin” olarak bilinen bu Türk subayının, Yunan işgali sırasında düşman tarafına sızarak Türk tarafına bilgi aktardığı anlatılır.

Dışarıdan bakıldığında düşmana katılmış bir subay…

Gerçekte ise vatan için çalışan gizli bir görevli…

Ne acıdır ki bazı savaşlarda kahraman olmak için alkışlanmayı değil, lanetlenmeyi bile göze almak gerekir.

Çünkü vatan mücadelesinin bazı kahramanları, yaptıklarının gerçek sebebini anlatamaz.

Anlatırsa görev biter.

Anlatırsa insanlar ölür.

Anlatırsa düşman gerçeği öğrenir.

Bu yüzden susarlar.

Ve bazen kendi milletinin gözünde bile hain görünmeyi göze alırlar.

İşte asıl fedakârlık budur.

Bugün televizyon ekranlarında izlediğimiz “Vatanım Sensin” dizisindeki Cevdet karakteri, bu tarihî hikâyeden esinlenen kurgusal bir karakter olarak hafızalara kazındı.

Fakat bizim meselemiz dizi değildir.

Bizim meselemiz şudur:

Vatan için ne kadar ileri gidebilirsin?

İsminin kötü anılmasını göze alabilir misin?

Herkes seni hain sanarken susabilir misin?

Yakınların senden nefret ederken görevini sürdürebilir misin?

Bugün sosyal medyada bir paylaşım yapıp kendisini vatansever ilan etmek kolay.

Bayrak paylaşmak kolay.

Nutuk atmak kolay.

Kahramanlık sözleri söylemek kolay.

Ama gerçek vatanseverlik, kimsenin seni görmediği yerde vatan için bedel ödemektir.

30 Ağustos’un bize öğrettiği en büyük derslerden biri de budur.

Zafer, sadece silahın gücüyle kazanılmaz.

Zafer;

Akıl ister,

Cesaret ister,

Sabır ister,

Disiplin ister,

Fedakârlık ister.

Ve en önemlisi…

Millet olmayı ister.

Çünkü 30 Ağustos’ta Türk milletinin karşısında yalnızca Yunan ordusu yoktu.

Emperyalist hesaplar vardı.

Anadolu’yu parçalamak isteyenler vardı.

Türk milletini tarih sahnesinden silmek isteyenler vardı.

Fakat karşılarında bir hesap vardı ki onu hesaba katmamışlardı:

Türk milletinin teslim olmama iradesi!

26 Ağustos’ta başlayan yürüyüş, 30 Ağustos’ta zafere dönüştü.

9 Eylül’de İzmir’de Türk bayrağı yeniden göndere çekildi.

Ve dünya bir kez daha gördü:

Türk’e vatan göstermek kolaydır; fakat Türk’ten vatan almak kolay değildir.

Bugün 30 Ağustos’u kutlarken sadece Büyük Taarruz’un komutanlarını değil, isimlerini bildiğimiz ve bilmediğimiz bütün kahramanları hatırlamalıyız.

Cephede kurşun atan Mehmet’i…

Cepheye mermi taşıyan Anadolu kadınımızı…

Çocuğunu geride bırakıp savaşa gidenleri…

İstihbarat taşıyanları…

Adı tarihin sayfalarında unutulanları…

Ve gerektiğinde kendi itibarını bile vatan uğruna feda edenleri…

Çünkü bazı insanlar kahraman olarak yaşar.

Bazıları ise kahraman olduğunu kimse bilmeden ölür.

Ama tarih unutmaz.

Millet unutmaz.

Vatan unutmaz.

Bugün üzerinde özgürce yürüdüğümüz bu topraklar, onların fedakârlığının mirasıdır.

Bu yüzden 30 Ağustos sadece bir bayram değildir.

30 Ağustos, Türk milletine “Sen esir olamazsın!” diyen tarihin kendisidir.

Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Büyük Taarruz’un bütün kahramanlarını, şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum.

Ve bugün bir kez daha haykırıyorum:

Bu vatan sahipsiz değildir.

Bu bayrak sahipsiz değildir.

Bu millet sahipsiz değildir.

Çünkü bu topraklar bize kolay verilmedi.

Ve Allah’ın izniyle, Türk milletinin istiklali de hiçbir zaman pazarlık konusu olmayacaktır.

30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun.

Ne mutlu Türk milletine!

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER