Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Gökalp Şentürk
Gökalp Şentürk

Unutturulan Bir Katliamın Ardındaki Gerçek! Cilovluk!

Tarih dediğimiz şey, sadece yaşananların toplamı değildir. Aynı zamanda gizlenenlerin, bastırılanların ve unutturulanların da adıdır.

Cilovluk Katliamı…

Bugün dünya bu ismi bilmiyor. Bilmek de istemiyor.

Çünkü bu isim, yıllardır tek taraflı olarak inşa edilen “mağduriyet hikâyelerini” yerle bir edecek güçtedir.

Mart 1917’den Temmuz 1918’e kadar, İran Azerbaycanı’nda yaşananlar sıradan bir çatışma değildir. Bu, planlı, organize ve dış destekli bir katliamdır.

Urmiye…

Salmas…

Hoy…

Bu şehirler sadece birer coğrafi isim değil, aynı zamanda susturulmuş çığlıkların merkezidir.

Kadınların, çocukların, yaşlıların hedef alındığı; köylerin yakıldığı; insanların topluca yok edildiği bir süreçten bahsediyoruz.

Ve bu vahşetin faili kim?

Bugün uluslararası arenada sürekli “soykırım” söylemiyle gündeme gelen Ermeni silahlı unsurları ve onlarla birlikte hareket eden Nasturi grupları…

Ama asıl sorulması gereken soru şu:

Bu gruplar kendi başlarına mı hareket etti?

Elbette hayır.

Rusya’nın bölgedeki işgal politikası, İngiltere ve Fransa’nın stratejik hesaplarıyla birleşince, sahaya sürülen aktörler değişti ama senaryo aynı kaldı.

Böl, parçala, yönet.

Bugün Ortadoğu’da oynanan oyunun birebir aynısı, bir asır önce Kafkasya ve İran Azerbaycanı’nda sahnelenmiştir.

Nasturiler, Hakkari’den koparıldı.

Silahlandırıldı.

Yönlendirildi.

Ermeni çeteleriyle birleştirildi.

Ve ortaya kontrolsüz bir şiddet mekanizması çıkarıldı.

Sadece üç gün içinde on binlerce insanın katledildiği kayıt altındadır.

Urmiye’de nüfusun yarısının yok edildiği yazılıdır.

Bazı tarihçiler 150 bin der…

Bazıları 300 bine kadar çıkar…

Ama rakam tartışması, gerçeği değiştirmez.

Ortada açık bir katliam vardır.

Peki neden bu gerçekler konuşulmuyor?

Neden dünya bu sayfayı açmuyor?

Çünkü bu gerçekler, yıllardır oluşturulan algıyı bozar.

Çünkü bu gerçekler, “sadece mağdur” olarak sunulan yapıların, başka coğrafyalarda nasıl bir zulüm aparatı hâline getirildiğini ortaya koyar.

Ve en önemlisi…

Çünkü Türk’ün, Müslüman’ın yaşadığı acı, küresel vicdanın radarına hiçbir zaman girmemiştir.

Osmanlı ordusu bölgeye ulaştığında, geriye kalan manzara bir felaketti.

Yakılmış köyler…

Boşaltılmış şehirler…

Cesetlerle dolu yollar…

Bu sadece bir savaşın sonucu değildi.

Bu, bilinçli olarak yürütülen bir yok etme stratejisiydi.

Silahla başlayan süreç, açlık ve göçle tamamlandı.

İnsanlar ya öldürüldü ya da ölüme terk edildi.

Bugün hâlâ aynı akıl çalışıyor.

Algı operasyonlarıyla, medya gücüyle, tarih mühendisliğiyle gerçekler ters yüz ediliyor.

Ama artık şu gerçeği çok net görüyoruz:

Tarih, sadece anlatılan değildir.

Tarih, aynı zamanda saklanandır.

Cilovluk Katliamı işte bu saklanan hakikatlerden biridir.

Ve biz bu hakikati hatırlamak zorundayız.

Çünkü unutulan her acı, yeni acıların önünü açar.

Ne unuturuz…

Ne de unuttururuz.


Gökalp ŞENTÜRK

Strateji Uzmanı

Gazeteci  Yazar

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER