Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Gökalp Şentürk
Gökalp Şentürk

Mısır’la El Sıkışmak Değil, Doğu Akdeniz’i Yeniden Yazmak

Dünya yeniden şekilleniyor.

Sınırlar yerinde duruyor gibi görünse de güç merkezleri değişiyor. Dün dost görünenler bugün rakip, dün rakip olanlar ise bugün aynı masada buluşabiliyor. Çünkü devletlerin kalıcı dostları ya da düşmanları yoktur; kalıcı olan sadece milli menfaatleridir.

Türkiye ile Mısır arasında son dönemde hız kazanan yakınlaşma da tam olarak bu gerçeğin ürünüdür.

Bu süreci sadece iki ülke arasındaki diplomatik normalleşme olarak okumak büyük bir hata olur.

Aslında yeniden yazılan, Doğu Akdeniz’in siyasi ve stratejik haritasıdır.

Yıllardır Türkiye’yi denizlerine hapsetmeye çalışanlar, Mavi Vatan’ı görmezden gelenler, Atina ile Lefkoşa’nın hazırladığı hayali haritaları uluslararası hukukun yerine koymaya çalışanlar bugün ciddi bir gerçekle yüzleşiyor.

Türkiye olmadan Doğu Akdeniz’de hiçbir denklem kurulamaz.

Bunu en sonunda Mısır da gördü.

Çünkü Kahire yönetimi, başkalarının hazırladığı senaryolarda figüran olmanın kendi çıkarlarına hizmet etmediğini anlamaya başladı.

Mısır’ın çıkarı; Türkiye ile çatışmakta değil, Türkiye ile birlikte hareket etmektedir.

Bu yalnızca enerji meselesi değildir.

Bu, deniz yetki alanlarının korunmasıdır.

Bu, ticaret yollarının güvenliğidir.

Bu, savunma sanayi iş birlikleridir.

Bu, Libya’dan Gazze’ye kadar uzanan geniş coğrafyada istikrar arayışıdır.

Bugün Ankara ile Kahire arasında atılan her adım, sadece iki başkenti değil; Atina’yı, Lefkoşa’yı, Tel Aviv’i, Brüksel’i ve Washington’u da yakından ilgilendiriyor.

Çünkü oyun değişiyor.

Yıllarca Türkiye karşıtlığı üzerinden oluşturulan cephe ilk kez ciddi şekilde çatırdıyor.

Bundan rahatsız olanlar olacaktır.

Olmalıdır da…

Çünkü güçlü Türkiye, ezberleri bozan Türkiye’dir.

Ancak burada dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta var.

Biz duygularla değil, akılla hareket etmek zorundayız.

Geçmişte yaşanan krizleri unutmak başka, onlardan ders çıkarmak başka şeydir.

Türkiye, Mısır ile ilişkilerini geliştirirken daima milli menfaatlerini merkeze koymalıdır.

Karşılıklı güven, somut projelerle güçlendirilmeli; enerji, savunma sanayii, deniz güvenliği, istihbarat ve ticaret alanlarında kalıcı ortaklıklar kurulmalıdır.

Daha da önemlisi bu iş birliği, Azerbaycan, Pakistan, Katar, Suudi Arabistan ve Türk dünyasıyla desteklenen daha geniş bir stratejik dayanışma hattına dönüştürülebilmelidir.

Çünkü önümüzdeki yılların mücadelesi sadece silahlarla değil; enerjiyle, teknolojiyle, lojistikle ve güçlü ittifaklarla verilecektir.

Türkiye artık savunmada kalan değil, oyunu kuran ülkedir.

Bunu kabul etmek istemeyenler olabilir.

Ancak gerçekler, siyasi söylemlerden daha güçlüdür.

Doğu Akdeniz’de yeni bir dönem başlamıştır.

Bu dönemde Türkiye’nin karşısında durarak değil, Türkiye ile birlikte hareket ederek kazanılabilir.

Son söz olarak şunu ifade etmek isterim:

Tarih bazen savaşlarla yazılır…

Bazen de tek bir tokalaşmayla.

Eğer o tokalaşmanın arkasında millet iradesi, devlet aklı ve ortak gelecek vizyonu varsa; o el sıkışması sadece bugünü değil, gelecek nesillerin kaderini de değiştirir.

Doğu Akdeniz’de artık yeni bir perde açılıyor.

Bu perdenin senaryosunu başkaları değil, bölgenin gerçek sahipleri yazacaktır.

Ve Türkiye, bu hikâyenin seyircisi değil; kurucu aktörlerinden biri olmaya devam edecektir.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER