Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Ömer Karataş
Ömer Karataş

Maça Kalkıyorsan, Hayata da Kalkabilirsin

Dünya Kupası’nın Görünmeyen Kazanımı: Bir “Erken Uyanış” Hikâyesi

Ömer Karataş
Eğitimci & Yazar | Kocaeli Bağımlılıkla Mücadele ve Rehabilitasyon Derneği Yönetim Kurulu Başkanı


Bir düşün…

Yarın sabah saat 05.00’te alarmın çalsa ne yapardın?

Çoğumuz o sesi duyar duymaz yorgana biraz daha sıkı sarılırız.

“Sadece beş dakika daha…” deriz.

O beş dakikalar yarım saate uzar, sonra da güne telaşla ve yorgun başlarız.

Fakat aynı saatte A Millî Takım’ın Dünya Kupası maçı varsa işler değişir.

Alarmlarımız daha ilk çaldığında susturulur.

Gözlerimiz anında açılır.

Ve insan normalde yapmayacağı o çok zor olan şeyi yapar;

Sıcacık  yatağını  bırakıp  tek  hamlede  ayağa  kalkar.

Demek ki mesele saat değilmiş.

Mesele, insanın ne için uyandığıymış.


Yarın sabah 2026 Dünya Kupası heyecanını yaşayacağız.

Millî takımımız Amerika kıtasında sahaya çıkacak.

Elbette hepimizin duası ve desteği onlarla olacak.

Ancak maç saatlerine baktığımda aklıma sadece futbol gelmedi.

Çünkü Avustralya maçını sabah 07.00’de, Paraguay maçını sabah 06.00’da, ABD maçını ise sabah 05.00’te izleyeceğiz.

Yani milyonlarca insanın normal şartlarda en derin uykuda olduğu o sessiz vakitlerde.

Bu saatler bana yıllardır sıkça duyduğumuz o meşhur şikâyeti hatırlattı:

“Gençler sabah KALKAMIYOR.”

Peki gerçekten öyle mi?

Eğer mesele sadece kalkmak olsaydı, o sabaha karşı oynanacak maçları kim izleyecekti?

Demek ki gençler bal gibi de kalkabiliyor.

Hatta gerekli gördüklerinde fedakârlık da yapabiliyorlar.

Uykularından vazgeçebiliyor, planlarını değiştirebiliyor ve erkenden ayağa dikilebiliyorlar.

Çünkü insanın davranışlarını belirleyen şey çoğu zaman fiziksel yorgunluğu değil, gönlündeki heyecandır.

İnsan, anlam bulduğu ve sevdiği şeye uyanır.


Hayatın her alanında bunu görüyoruz.

İnsan sevdiği bir iş için yorulur.

Önemsediği bir hedef için mücadele eder.

Değer verdiği biri için fedakârlık yapar.

Bazen kilometrelerce yol gider…
Bazen saatlerce bekler…
Bazen de o en tatlı uykusundan vazgeçer…

Çünkü insanı harekete geçiren şey zorunluluk değil, ANLAMDIR.


Tam da bu yüzden bu Dünya Kupası’nın çok farklı bir fırsata dönüşebileceğini düşünüyorum.

Belki bazı gençler ilk kez “seher vaktiyle” tanışacak.

Belki ilk kez gün doğmadan dışarı çıkacaklar.

Belki ilk kez sabahın o eşsiz sessizliğini fark edecekler.

Ve belki de kendilerine şu soruyu soracaklar:

“Madem bir futbol maçı için o yatağı terk edebiliyorum…

Başka neler için kalkabilirim?”

İşte bu soru bence çok kıymetli…

Çünkü insanın hayatındaki büyük değişimler, çoğu zaman böyle küçük fark edişlerle, uyanışlarla başlar.


Benim aklıma gelen ilk cevap sabah namazı oluyor.

Çünkü sabah, insanın kendisiyle en çıplak haliyle karşılaştığı vakittir.

Herkes uyurken uyanmak…
Sessizliğin içinden kalkmak…
Dünyanın ağırlığını geride bırakıp bir secdeye yönelmek…

Kolay değildir.

Ama belki de mesele zaten kolay olması değildir.

Asıl mesele; İnsanın içinde, bunu yapabilecek büyük bir güç vardır.

Sadece çoğu zaman o gücü nereye yönelteceğini unutur.


Bir maç için alarm kurabiliyorsak, sabah namazı için de kurabiliriz.

Bir maç için yatağımızdan fırlayabiliyorsak, bizi yoktan var eden Rabbimizin davetine icabet etmek için de pekâlâ çıkabiliriz.

Çünkü mesele yapabilmek değil, neyi öncelik haline getirdiğimizdir.


Turnuva 39 gün sonra sona erecek.

Kupayı bir takım kaldıracak, manşetler değişecek, maçlar hafızalardan yavaş yavaş silinecek.

Fakat o günlerde sabah namazına alışan bir gencin hayatında oluşacak değişim çok daha kalıcı olacaktır.

Belki yıllar sonra hangi takımın şampiyon olduğunu bile hatırlamayacağız…

Ama seher vakitlerinde kazanılan o alışkanlıkların, insanın kalbinde bıraktığı aydınlık izi unutamayacağız.


Bu yüzden yarın sabah o alarm çaldığında sadece maçı düşünme.

Önce abdesti düşün…
Önce secdeyi düşün…
Önce seni huzuruna çağıran Rabbini düşün…

Nefsine attığın bu ilk golden sonra, gönül rahatlığıyla ekranın başına geç ve millî takımımızı izle.


Çünkü maça kalkabiliyorsan, sabah namazına da kalkabilirsin.

Sabah namazına kalkabiliyorsan, bütün hayatını değiştirebilirsin.

En büyük zafer, sahada rakibini yenmek değil; insanın kendi nefsine karşı galip gelebilmesidir.


Maça kalkıyorsan, hayata da kalkabilirsin.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER