Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe’de düzenlenen Milli Güvenlik Konferansları Açılış Töreni’nde güvenlik politikalarından Terörsüz Türkiye sürecine, yapay zeka tehdidinden savunma sanayiindeki gelişmelere kadar pek çok kritik başlıkta değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasında “Terörü kaynağında yok etme stratejisiyle içeride ve dışarıda kritik başarılara imza attık” diyen Erdoğan, Terörsüz Türkiye sürecinin bir güvenlik politikasının ötesinde, ülkenin yeni yüzyılına ilişkin stratejik bir devlet vizyonu olduğunu vurguladı. “Güçlü olmak dışında bir seçeneğimiz yoktur” mesajını veren Cumhurbaşkanı, Türkiye’nin artık başkalarının senaryolarında rol biçilen değil, kendi hikayesini yazan bir aktör haline geldiğini söyledi.
“TERÖRÜ KAYNAĞINDA YOK ETTİK, SINIR ÖTESİNDE GÜVENLİK HATTI KURDUK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının başında bin yıldır vatan uğruna can veren şehitleri rahmetle andı. Türkiye’nin stratejik önemi yüksek ve zorlu bir coğrafyada asırlardır varlık gösterdiğini belirten Erdoğan, “Nice zorluklarla karşılaştık, nice ihanetlere maruz kaldık ama her defasında Anka kuşu gibi küllerimizden yeniden doğduk” dedi. Terörle mücadelede gelinen noktaya özel bir parantez açan Erdoğan, özellikle 15 Temmuz ihaneti sonrası devreye alınan stratejiye vurgu yaptı: “15 Temmuz ihaneti sonrası devreye aldığımız terörü kaynağında yok etme stratejisiyle içeride ve dışarıda kritik başarılara imza attık. Bu sayede bir taraftan tüm terör örgütlerine karşı çok yönlü bir mücadele yürütürken diğer taraftan da sınır ötesi harekâtlarla ülkemizin güney sınırları boyunca bir güvenlik hattı oluşturduk.”
“TERÖRSÜZ TÜRKİYE, STRATEJİK BİR DEVLET VİZYONUNUN ADIDIR”
Konuşmasının merkezine Terörsüz Türkiye sürecini yerleştiren Erdoğan, bu hedefin çok boyutlu bir strateji olduğunu vurguladı. Irak ve Suriye harekâtlarının Türkiye’nin tepesindeki cam tavanı parçaladığını ve güvenlik paradigmasında yeni bir dönemi başlattığını ifade eden Erdoğan, “Terörsüz Türkiye süreci, bir güvenlik politikasının ötesinde, ülkemizin yeni yüzyılına ilişkin stratejik bir devlet vizyonunun adıdır. İnşallah süreç hedeflerimizle uyumlu bir şekilde başarıya ulaştığında, iç cephemizi güçlendirmekle kalmayacak, Türkiye’nin güvenliğini tahkim edecek ve milletimizin önünde yeni kapıların açılmasına vesile olacaktır” diye konuştu. Türkiye’nin artık başkalarının senaryolarında kendisine rol biçilen bir ülke değil, kendi hikayesini yazan, kendi geleceğini şekillendiren ve bölgesinde oyun kurucu bir aktör haline geldiğini dost düşman herkese gösterdiğini söyledi.
“YAPAY ZEKA CİDDİ RİSKLER BARINDIRIYOR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının önemli bir bölümünü değişen güvenlik paradigmasına ve yeni tehdit alanlarına ayırdı. Çağın güvenlik anlayışında enerji hatlarına yapılan saldırıdan bankacılık sistemini hedef alan siber tehditlere, dezenformasyon kampanyalarından yapay zekaya kadar pek çok yeni risk unsurunun milli güvenliğin alanına girdiğini belirten Erdoğan, şu uyarıda bulundu: “Doğru kullanıldığında yapay zeka, karar alma süreçlerini hızlandırmakta ve riskleri erken tespit etmeyi sağlamaktadır. Ancak yapay zeka ciddi riskleri de barındırmaktadır. Yapay zeka destekli dezenformasyon kampanyaları toplumsal psikolojiyi, sahte içerikler ise demokratik süreçleri zehirlemektedir. Gerçekle yalan arasındaki çizginin giderek kaybolduğuna şahit oluyoruz.”
“GÜÇLÜ OLMAK DIŞINDA SEÇENEĞİMİZ YOK”
Türkiye’nin harp sahalarını en iyi okuyan, değişen güvenlik paradigmasını ilk fark eden ve kendini buna erkenden hazırlayan ülkelerden biri olduğunu kaydeden Erdoğan, savunma sanayiindeki gelişmelere dikkat çekti. Terörle mücadeledeki tecrübenin sınır ötesi harekâtlarla birleştirildiğini, savunma sanayiinde dışa bağımlılığın en aza indirildiğini ve güvenlik kurumları arasındaki eşgüdümün en üst düzeye çıkarıldığını anlatan Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı: “Sadece kendi bekamız için değil, dost ve kardeşlerimizin huzur, barış ve istikrarı için de bizim güçlü olmak dışında bir seçeneğimiz yoktur. Çünkü biz, bölgemizin güvenliğini kendi güvenliğinden ayrı görmeyen, kendi huzuru kadar dost ve kardeşlerinin de huzurunu isteyen bir ülkeyiz.” Cumhurbaşkanı, konuşmasını “Rabbim birliğimizi, dirliğimizi ve kardeşliğimizi daim eylesin” duasıyla tamamladı.
