Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Gökalp Şentürk
Gökalp Şentürk

Lozan Umurlarındaysa!..

24 Temmuz 1923…

Bugün sadece bir antlaşmanın yıldönümü değildir.

Bugün, Türk milletinin emperyalizme karşı kazandığı siyasi zaferin, bağımsızlığının ve egemenliğinin dünyaya kabul ettirildiği günün 103. yıl dönümüdür.

Lozan, birilerinin iddia ettiği gibi sıradan bir diplomatik metin değildir. Lozan; Sevr’i yırtıp atan, Türk milletinin tapusunu tescilleyen devlet belgesidir.

Ancak ne yazık ki yıllardır Lozan’ı küçümseyen, tartışmaya açan ve değersiz göstermeye çalışan anlayışlar adım adım güç kazanmaktadır.

Bugün eğitim sisteminden başlayarak tarihimize yönelik kavramların değiştirilmesi, “Kurtuluş Savaşı” yerine farklı ifadelerin tercih edilmesi bile hafızamızın nasıl dönüştürülmek istendiğinin işaretidir.

Daha da önemlisi…

Lozan’ın açık hükümlerine rağmen Fener Rum Patrikhanesi’nin “Ekümenik” sıfatını fiilen kullanması, uluslararası dini ve siyasi bir otorite gibi hareket etmesi, Türkiye’nin birçok iline metropolit atamaları yapması ve Heybeliada Ruhban Okulu’nun yeniden açılması yönündeki girişimler artık göz ardı edilemeyecek noktaya gelmiştir.

Lozan’a göre Patrikhane’nin statüsü bellidir.

Görevi de bellidir.

Bunun dışına çıkan her adım, sadece hukuki değil, egemenlik meselesidir.

Diğer tarafta ise Batı Trakya Türkleri…

Lozan’ın kendilerine tanıdığı eğitim ve dini haklar yıllardır sistematik biçimde daraltılıyor.

Türk okulları birer birer kapatılıyor.

Türk kimliği inkâr ediliyor.

Avrupa sessiz…

Batı sessiz…

İnsan haklarından bahseden çevreler yine sessiz…

Demek ki mesele insan hakları değil.

Mesele çıkar meselesidir.

Lozan sadece Türkiye’den taviz istenirken hatırlanıyor; Türklerin hakları söz konusu olunca ise yok sayılıyor.

İşte kabul edilemez olan da budur.

Bugün Lozan’ın 103. yılında yapılması gereken şey geçmişi tartışmak değil, Lozan’ın ruhuna sahip çıkmaktır.

Çünkü Lozan yalnızca geçmişimizin değil, geleceğimizin de teminatıdır.

Bu nedenle Cumhuriyet’in ilk yıllarında olduğu gibi 24 Temmuz’un yeniden “Lozan Bayramı” olarak ilan edilmesi, milli hafızanın güçlendirilmesi açısından önemli bir adım olacaktır.

Lozan’a sahip çıkmak, Atatürk’e sahip çıkmaktır.

Cumhuriyet’e sahip çıkmaktır.

Bağımsızlığa sahip çıkmaktır.

Ve unutulmamalıdır ki;

Lozan’a sahip çıkmayanlar, yarın Türkiye’nin egemenlik haklarını savunmakta çok daha büyük zorluklarla karşılaşacaktır.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER