
Masayı Terk Eden Makarios Ertesi Sabah Neden İmzaladı?
Her Şey Sandıkla Başladı
Tarih bazen bir kurşunla değil, bir sandıkla değişir.
Kıbrıs meselesini yalnızca EOKA’nın silahlı saldırılarıyla başlatmak, tarihin en önemli kırılma noktalarından birini görmezden gelmektir. Çünkü silahlar patlamadan önce fikirler örgütlendi, zihinler hazırlandı ve Enosis düşüncesi kilisenin öncülüğünde siyasî bir hedefe dönüştürüldü.
Bugün Kıbrıs’ta yaşanan acıların kökenini anlamak isteyen herkesin, takvim yapraklarını 1950 yılına çevirmesi gerekir.
Enosis Plebisiti: Türklerin Yok Sayıldığı Oylama
15 ve 22 Ocak 1950 tarihlerinde Kıbrıs Ortodoks Kilisesi’nin organizasyonuyla tarihe “Enosis Plebisiti” olarak geçen bir oylama yapıldı.
Bu oylamaya yalnızca Rumlar katıldı.
Adanın asli unsurlarından biri olan Kıbrıs Türkleri tamamen dışlandı.
Sandıklar kiliselere kuruldu.
Sorulan soru ise sadece şuydu:
“Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanmasını istiyor musunuz?”
Rum Kilisesi, sonuçları “Kıbrıs halkının iradesi” olarak dünyaya duyurdu.
Oysa ortada bütün adayı temsil eden bir halk oylaması yoktu.
Bağımsız seçim kurulu yoktu.
Uluslararası gözlemci yoktu.
Türk toplumu yoktu.
Bu nedenle birçok araştırmacı bu süreci demokratik bir referandumdan çok, tek taraflı ve propaganda amacı taşıyan bir plebisit olarak değerlendirmektedir.
Ancak asıl önemli olan sonuç değil, verilen mesajdı.
Rum Ortodoks Kilisesi artık yalnızca dinî bir kurum değil, Enosis hedefinin siyasî merkezi hâline gelmişti.
Makarios’un Enosis Yemini
18 Ekim 1950’de Başpiskopos seçilen Makarios, geleneksel dinî görevinin ötesine geçen bir çizgi benimsedi.
Yaptığı konuşmalarda ve izlediği siyasette, hayatını Enosis davasına, yani Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanması hedefine adadığını açıkça ortaya koydu.
Bu tavır, onun yalnızca bir din adamı olmadığını gösteriyordu.
Artık Makarios;
Kilisenin ruhani lideriydi,
Rum toplumunun siyasî önderiydi,
Ve Enosis hareketinin en güçlü sembolüydü.
İlerleyen yıllarda EOKA ile kurduğu ilişki, Londra Konferansı’ndaki tavrı ve Kıbrıs Cumhuriyeti kurulduktan sonra ortaklık sistemine yaklaşımı da bu anlayışın devamı olarak okunmalıdır.
Makarios için bağımsız Kıbrıs hiçbir zaman nihai hedef değildi.
Nihai hedef, Enosis’ti.
Bir Din Adamından Siyasi Lidere
(Devamında önceki yazıdaki “Bir Din Adamından Millî Liderliğe” bölümü gelecek.)
Enosis’e Giden Kanlı Yol
(Burada EOKA’nın kuruluşu ve Grivas anlatılacak.)
Türkiye’nin Cevabı: Ya Taksim Ya Ölüm
(Burada TMT, Denktaş ve Dr. Fazıl Küçük anlatılacak.)
İngiltere’nin Sessiz Hesabı
(Ağrotur ve Dikelya üsleri, İngiliz stratejisi.)
Zürih’ten Londra’ya
(Fatin Rüştü Zorlu, Menderes, Karamanlis ve konferans.)
“Ben Buraya İmzaya Gelmedim!”
(Makarios’un masayı terk etmesi.)
Yarın: O Gece Makarios’un Kapısını Kim Çaldı?
Makarios, ilk gün anlaşmayı reddetti.
Ertesi sabah ise hiçbir itiraz etmeden imzasını attı.
Peki o gece ne yaşandı?
Yunanistan’ın baskısı mı?
İngiliz diplomasisi mi?
Yoksa yıllardır tartışılan o şantaj iddiası mı?
Yarın, Londra’da tarihin seyrini değiştirdiği öne sürülen o gecenin bütün ayrıntılarını birlikte inceleyeceğiz.

YORUMLAR