Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Gökalp Şentürk
Gökalp Şentürk

Karargâh Değil, Yeni Düzenin Kalbi: Türkiye

Bazı gelişmeler vardır…

Sessiz ilerler ama etkisi gürültülü olur.

Görünürde teknik bir adım gibi sunulur ama aslında tarihin yönünü değiştirir.

Türkiye’de kurulması planlanan çok uluslu kolordu karargâhı tam da böyle bir adımdır.

Resmî açıklamalar ne diyor?

“Daha önceden planlandı, güncel gelişmelerle ilgisi yok.”

Peki gerçekten öyle mi?

Devletler, hele ki NATO gibi bir yapı, hiçbir stratejik kararı “tesadüfen” almaz.

2023’te başlatılan süreç, 2024’te yapılan bildirim, Türk komutasında kurulacak bir yapı…

Bunların hepsi bir bütünün parçalarıdır.

Ve o bütünün adı: yeni güç dengesi.

Ortadoğu kaynıyor.

Gazze’de insanlık sınav veriyor.

İsrail-İran hattında barut kokusu artıyor.

Lübnan diken üstünde.

Ama bu yangının ortasında bir ülke var ki, sadece izlemiyor…

Konum alıyor.

Türkiye.

Coğrafya kaderdir derler.

Ama bazı milletler kaderini coğrafyaya yazdırır.

Türkiye artık sadece bir köprü değil.

Köprünün sahibi.

Enerji hatlarının geçtiği yer…

Orduların konuşlandığı merkez…

Kararların şekillendiği zemin…

İşte burası Anadolu’dur.

ABD cephesinde ise başka bir hikâye yazılıyor.

Trump’ın NATO çıkışları,

“Biz neden bedel ödüyoruz?” sorusu…

Bu söylem, bir geri çekilmenin habercisidir.

ABD sahadan tamamen çekilir mi? Hayır.

Ama ağırlığını azaltır mı? Evet.

Ve tarih boşluk kabul etmez.

O boşluk ya kaos doğurur…

Ya da yeni bir merkez.

İşte Türkiye burada devreye giriyor.

Kurulacak kolordu karargâhı,

yalnızca askerî bir üs değil;

bir komuta aklının yer değiştirmesidir.

Ama bu tabloyu alkışlamak kadar sorgulamak da gerekir.

Çünkü merkez olmak;

sadece güç değil, aynı zamanda risktir.

Bugün Türkiye;

Enerji savaşlarının ortasında,

vekâlet çatışmalarının kıyısında,

küresel hesaplaşmaların tam merkezindedir.

Yani yükseliş kadar kuşatma da büyüyor.

Peki Türkiye bu süreci nasıl okumalı?

İşte asıl mesele burada.

Eğer Türkiye, kendi tarihî derinliğini unutur,

sadece NATO’nun çizdiği sınırlar içinde hareket ederse;

güç kazanır ama yön kaybeder.

Ama eğer…

Kendi medeniyet aklıyla,

kendi jeopolitik vizyonuyla hareket ederse;

oyunun kuralını değiştirir.

Çünkü Türkiye sadece bugünün devleti değildir.

Bir devamlılıktır.

Bir iddiadır.

Yahya Kemal’in ifadesiyle:

“Kökü mazide olan âti…”

Bu söz boşuna söylenmedi.

Bugün konuşulan şey sadece askerî yapılanma değil.

Bugün konuşulan şey, yeni bir düzenin doğum sancısıdır.

Ve bu düzenin adı artık açık açık telaffuz ediliyor:

Pax Turcica.

Bu bir hayal değildir.

Bu;

adaleti merkeze alan,

dengeyi kuran,

gücü sorumlulukla taşıyan bir vizyondur.

Ama unutulmamalıdır:

Büyük güç olmak,

büyük kararlar almayı gerektirir.

Türkiye ya bu sürecin mimarı olacak…

Ya da başkalarının planında bir araç.

Ortası yok.

Ve bu millet…

Tarihi boyunca hiçbir zaman araç olmadı.


Strateji Uzmanı

Gazeteci Yazar

Gökalp Şentürk

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER