Beşiktaş Kulübü’nün efsanevi başkanı, onursal başkan Süleyman Seba’nın yıllar önce söylediği o sözler, aradan geçen zamana rağmen hâlâ zihnimde yankılanır:
“İnsanlarla yaşadım, insanı öğrendim. İnsanlarla yaşadım, insanlığı öğrendim. İnsanlarla yaşadım, insanlardan nankörlüğü gördüm. Dostlarım, dostlarım! Ama ben dostlarımdan çok korkarım.”
Bir Fenerbahçe taraftarı olmama rağmen, Süleyman Seba’nın bu sözlerinde hayatın acı tecrübelerinden süzülmüş büyük bir hakikat görüyorum.
Çünkü insan, hayatı kitaplardan değil, insanlarla yaşayarak öğreniyor.
Kimi zaman dost bildiğinden vefa görüyor, kimi zaman hiç beklemediği kişilerden iyilik görüyor, kimi zaman da en ağır yarayı yine en yakını sandığı insanlardan alıyor.
Belki de bu yüzden büyüklerimiz, “Dünya bir handır, her odasında ayrı bir feryat vardır.” demişlerdir.
Aynı gökyüzünün altında yaşıyoruz ama aynı hayatı yaşamıyoruz.
Birisi evine götüreceği ekmeğin hesabını yapıyor, bir başkası hastane koridorlarında şifa bekliyor, bir diğeri evladının geleceği için gecesini gündüzüne katıyor. Kimi derman arıyor, kimi huzur, kimi ise yalnızca kendisini anlayacak bir dost…
Ama ne acıdır ki insan bazen en çok dostlarından yaralanıyor.
Çünkü düşmanın ne yapacağını tahmin edebilirsiniz. Fakat dost bildiğiniz bir insanın nankörlüğü, ihaneti veya vefasızlığı insanın yüreğinde daha derin izler bırakıyor.
Bu yüzden yıllar geçtikçe insan, kalabalıkların içinde yalnızlaşmayı öğreniyor. Daha az konuşuyor, daha çok düşünüyor. Daha az güveniyor, daha çok gözlemliyor.
Fakat bütün bunlara rağmen insanlıktan vazgeçmemek gerekiyor.
Çünkü birkaç kötü insan yüzünden iyiliğe küsmek, birkaç nankör yüzünden vefayı unutmak, birkaç sahte dost yüzünden gerçek dostluğa sırt çevirmek, aslında kendimizi cezalandırmaktır.
Herkes kendi heybesini taşır bu dünyada…
Kimisi ekmek derdindedir, kimisi derman, kimisi de zaman öldürme peşinde.
Ve dünya gerçekten büyük bir handır.
Her odasında ayrı bir feryat, ayrı bir hasret, ayrı bir hikâye vardır.
Dışarıdan bakınca tek bir bina görünür.
Ama içeride nice kırgınlıklar, nice sessiz çığlıklar, nice görünmeyen savaşlar yaşanır.
Belki de bu yüzden birbirimizi yargılamadan önce anlamaya, kırmadan önce düşünmeye, dostluğu menfaatte değil vefada aramaya mecburuz.
Çünkü günün sonunda geriye ne makamlar kalıyor ne servetler…
Geriye sadece insanlık, vefa ve ardımızda bıraktığımız güzel hatıralar kalıyor.

YORUMLAR