Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Gökalp Şentürk
Gökalp Şentürk

Güvenin Ticareti – II – Algı Fabrikası

Güven Nasıl İnşa Edilir?

Dün şu soruyu sormuştum:

“Asıl satılan coin miydi, yoksa güven miydi?”

Bugün o sorunun cevabını birlikte arayacağız.

Çünkü güven kendiliğinden oluşmaz.

İnşa edilir…

Beslenir…

Büyütülür…

Ve günü geldiğinde ekonomik değere dönüştürülür.

İşte bu yüzden bugün Haluk Levent dosyasını değil…

Algı fabrikasını konuşacağız.

İnsanlık tarihi boyunca tüccarlar ürün sattılar.

Sanayi devrimiyle birlikte markalar satılmaya başlandı.

Dijital çağda ise artık itibar satılıyor.

Bir şirket kurabilirsiniz.

Mükemmel bir ürününüz olabilir.

En ileri teknolojiyi geliştirmiş olabilirsiniz.

Ama insanlar sizi tanımıyorsa başarı şansınız sınırlıdır.

İşte tam bu noktada devreye “algı yönetimi” giriyor.

Algı yönetimi yalnızca siyasetin kullandığı bir yöntem değildir.

Bugün dünyanın en büyük şirketleri de aynı yöntemi kullanıyor.

Reklam…

Sponsorluk…

Sosyal sorumluluk…

Ünlü isimler…

Ödüller…

Basın toplantıları…

Televizyon programları…

Uluslararası zirveler…

Bütün bunlar tek başına yanlış değildir.

Sorun, bunların güven üretme aracı hâline gelmesidir.

İzlediğim araştırma videosunda dikkatimi çeken nokta tam da buydu.

Önce medya görünürlüğü…

Sonra tanınmış isimlerle verilen fotoğraflar…

Ardından televizyon programları…

Ödül geceleri…

Uluslararası projeler…

Blockchain akademileri…

Temiz gıda söylemleri…

Yardım projeleri…

Bütün bunlar üst üste konulduğunda ortaya çok güçlü bir hikâye çıkıyor.

İnsanlar da çoğu zaman hikâyeye inanıyor.

Oysa yatırım, hikâyeye değil; veriye yapılmalıdır.

Bir başka dikkat çekici nokta ise ödül meselesidir.

Son yıllarda neredeyse her hafta yeni bir ödül töreni düzenleniyor.

“Yılın İş İnsanı…”

“Yılın Girişimcisi…”

“Yılın Markası…”

“Yılın Başarı Ödülü…”

Peki bu ödülleri kim veriyor?

Hangi kriterlere göre veriyor?

Jürisi kim?

Bağımsız mı?

Yoksa sponsor olan mı ödül alıyor?

İşte bu soruları sormaya başladığınız anda alkışların sesi azalıyor.

Çünkü gerçek başarı, kupayla değil; toplumun güveniyle ölçülür.

Videoda dikkat çeken bir başka unsur da ünlü isimlerle kurulan ilişkilerdi.

Bir sanatçı…

Bir sporcu…

Bir gazeteci…

Bir televizyon yorumcusu…

Bir fotoğraf karesi…

Bir reklam filmi…

İnsan psikolojisi bunu referans olarak görüyor.

Oysa o isimler yalnızca bir reklam yüzü de olabilir.

Bir davete katılmış da olabilir.

Bir tanıtım anlaşması yapmış da olabilir.

Bu durum, tek başına herhangi bir projenin doğruluğunu ya da yanlışlığını göstermez.

Fakat toplumun algısını etkilediği inkâr edilemez.

İşte bu nedenle yalnızca “kim tanıtıyor?” sorusunu değil, “ne tanıtılıyor?” sorusunu da sormak zorundayız.

Dosyada beni düşündüren bir başka konu ise “yardım” kavramının ticari projelerle aynı cümlede kullanılabilmesidir.

Yardım…

İnsanların en saf duygularından biridir.

İnsan, yardım eden kişiye karşı doğal olarak sempati duyar.

İşte bu yüzden yardım faaliyetleri, toplum nezdinde güçlü bir güven zemini oluşturur.

Ancak tam da bu nedenle yardım ile ticaret arasındaki sınırın çok net çizilmesi gerekir.

Çünkü bu sınır bulanıklaştığında insanlar, duygularıyla karar vermeye başlar.

Finans dünyasında ise duyguyla verilen kararların faturası çoğu zaman ağır olur.

Burada altını özellikle çizmek istediğim bir nokta var.

Bu yazı herhangi bir kişi hakkında hüküm vermek amacıyla yazılmadı.

Devam eden hukuki süreçler vardır ve nihai kararı mahkemeler verecektir.

Benim dikkat çekmek istediğim konu, kişilerden bağımsız olarak işleyen mekanizmadır.

Bugün bu mekanizmayı anlamazsak…

Yarın farklı isimlerle aynı senaryoyu yeniden izleriz.

Çünkü değişen aktörlerdir.

Senaryo ise çoğu zaman aynıdır.

Yarın bu yazı dizisinin son bölümünde çok daha geniş bir pencereden bakacağız.

Charles Ponzi’den…

Titan saadet zincirine…

Network marketing sistemlerinden…

Kripto para furyasına kadar uzanan çizgide ortak psikolojiyi inceleyeceğiz.

Çünkü aslında değişen sadece isimlerdir.

Değişmeyen ise insanın umutları ve o umutları pazarlayanların yöntemleridir.

Yarın: “Sistem Değişmiyor, Sadece İsimler Değişiyor”

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER