
Asıl Satılan Coin Değildi… Güvendi!
Bugün televizyon ekranlarını açın…
Hemen her haber kanalında aynı dosya konuşuluyor.
Kimi Haluk Levent’i konuşuyor…
Kimi Ahbap Derneği’ni…
Kimi coin meselesini…
Kimi gözaltıları…
Kimi milyon dolarlık ticari iddiaları…
Ben ise konuşulmayanı yazmak istedim.
Çünkü bana göre bu dosya, yalnızca birkaç isimden ibaret değil.
Bu dosya, dijital çağın en büyük ticaretini gözler önüne seriyor.
Güvenin ticaretini…
Bugünden itibaren üç gün boyunca bu dosyayı isimler üzerinden değil, sistem üzerinden değerlendireceğim.
Çünkü isimler değişir…
Sistem değişmez.
Öncelikle şunu ifade etmek isterim.
Bu yazıda yer alan değerlendirmeler; kamuoyuna yansıyan bilgiler, açıklamalar ve iddialar üzerinden yapılmıştır. Devam eden hukuki süreçlerin sonucunu elbette bağımsız Türk yargısı ortaya koyacaktır.
Benim meselem suçlu ilan etmek değil…
Benim meselem, aynı filmin neden yıllardır farklı oyuncularla tekrar tekrar sahnelendiğini anlamaktır.
Tarih boyunca insanların zayıf noktaları hiç değişmedi.
Roma, gücünü lejyonlarıyla kurdu.
İngiliz İmparatorluğu donanmasıyla dünyaya hükmetti.
yüzyılın süper güçleri ekonomileriyle ülkeleri etkiledi.
yüzyılda ise yeni bir güç ortaya çıktı.
Algı…
Artık tanklarla işgal edilmiyorsunuz.
Önce zihniniz işgal ediliyor.
Çünkü zihni ele geçirilen insanın cebine ulaşmak çok daha kolaydır.
İşte bu yüzden bugün dünyanın en değerli sermayesi altın değildir…
Petrol değildir…
Kripto para değildir…
Güvendir.
Bir an durup düşünelim.
Neden bir projeyi araştırmadan önce o projede kimlerin olduğunu merak ediyoruz?
Neden teknik altyapıya bakmadan önce reklam yüzüne bakıyoruz?
Neden bir sanatçıyla çekilmiş fotoğraf bize güven veriyor?
Neden bir televizyon programına çıkan kişi daha güvenilir geliyor?
Neden bir ödül alan şirketi daha başarılı kabul ediyoruz?
Çünkü insan beyni kısa yolları sever.
Psikolojide buna “otorite etkisi” denir.
Tanınmış bir isim gördüğümüzde sorgulama refleksimiz zayıflar.
Tam da bu yüzden günümüzün en büyük yatırımı fabrikalara değil…
İnsanların güvenine yapılıyor.
Dikkat edin…
Son yıllarda neredeyse aynı senaryoyu defalarca izledik.
Önce umut satılıyor.
Sonra güven oluşturuluyor.
Ardından büyük hedefler anlatılıyor.
Uluslararası projeler…
Yapay zekâ…
Blockchain…
Dijital dönüşüm…
Sürdürülebilirlik…
Temiz gıda…
Sosyal sorumluluk…
Yardım faaliyetleri…
Bütün bunlar tek başına elbette kötü değildir.
Tam tersine, insanlığın ihtiyaç duyduğu kavramlardır.
Ancak mesele tam da burada başlıyor.
Bu kavramlar bazen öylesine ustalıkla bir araya getiriliyor ki insanlar artık projeyi değil, oluşturulan atmosferi satın alıyor.
İşte benim dikkat çekmek istediğim nokta budur.
Bu dosyada beni en çok düşündüren şey coinin fiyatı olmadı.
Ne yükselişi…
Ne düşüşü…
Ne de milyon dolarlık rakamlar…
Beni düşündüren, güvenin nasıl üretildiğiydi.
Bir tarafta yardım projeleri…
Bir tarafta sosyal sorumluluk…
Bir tarafta ünlü isimler…
Bir tarafta uluslararası toplantılar…
Bir tarafta medya görünürlüğü…
Hepsi yan yana geldiğinde ortaya çok güçlü bir güven duvarı çıkıyor.
İnsanlar da o duvara yaslanıyor.
İşte en büyük risk tam burada başlıyor.
Çünkü finans dünyasında güven, belgeyle desteklenmediği anda en tehlikeli yatırım aracına dönüşebilir.
Bakınız…
Bu yazı bir kişiyi hedef almak için kaleme alınmadı.
Bugün adı Haluk Levent olur…
Yarın başka biri olur…
Dün Çiftlik Bank konuşuldu…
Sonra Thodex…
Bugün başka dosyalar…
Yarın başka isimler…
Ama değişmeyen tek şey var.
İnsan psikolojisi.
İnsan, kolay güvenmek istiyor.
Çünkü güvenmek araştırmaktan daha kolaydır.
İşte bunun için algı yönetimi, reklamdan daha güçlüdür.
Şöhret, bazen sermayeden daha değerlidir.
Ve bir fotoğraf karesi, milyonlarca liralık reklam bütçesinden daha etkili olabilir.
Gazetecilik sadece yaşananı yazmak değildir.
Gazetecilik, yaşananın neden yaşandığını sorgulamaktır.
Benim dikkatimi çeken de tam olarak budur.
Bugün herkes sonucu konuşuyor.
Ben ise sebebi konuşuyorum.
Çünkü sebebi anlamadan sonucu değiştiremezsiniz.
Bir isim gider…
Bir başkası gelir…
Bir şirket kapanır…
Yenisi kurulur…
Bir coin biter…
Başkası çıkar…
Eğer güvenin nasıl pazarlandığını anlayamazsak, yarın aynı filmi farklı oyuncularla yeniden izleriz.
Bu nedenle bu yazı dizisinin ilk gününü bir uyarıyla bitirmek istiyorum.
Hiç kimseye sadece sevdiğiniz için güvenmeyin.
Hiç kimseye sadece tanınmış olduğu için güvenmeyin.
Hiç kimseye sadece yardım faaliyetleri yaptığı için güvenmeyin.
Ve en önemlisi…
Bir projeye yatırım yapmadan önce, o projenin reklam yüzünü değil; temelini araştırın.
Çünkü dijital çağda en pahalı satılan ürün artık coin değildir…
Güvendir.
Yarın: Bu güven nasıl inşa edildi? Ünlüler, medya, ödül törenleri ve reklamlar üzerinden oluşturulan “algı endüstrisini” birlikte inceleyeceğiz.

YORUMLAR