Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Gökalp Şentürk
Gökalp Şentürk

Dron Çağı Başladı: Tankların Değil, Aklın Savaşı Kazandığı Dönem

Dünya yeni bir savaş çağının içine girmiştir. Artık savaş meydanlarında sadece tanklar, toplar, savaş uçakları konuşmuyor. Birkaç bin dolarlık dronlar, milyarlarca dolarlık askeri sistemleri etkisiz hale getirebiliyor. Ukrayna-Rusya savaşı bize sadece iki ülkenin çatışmasını değil, geleceğin savaş doktrinini de göstermektedir.

Bir zamanlar gökyüzünün mutlak hâkimi kabul edilen stratejik bombardıman uçakları, bugün küçücük FPV dronların hedefi haline gelmiştir. Rusya’nın yıllar boyunca büyük maliyetlerle oluşturduğu stratejik hava gücünün önemli unsurları, yüzlerce kilometre öteden gönderilen insansız sistemlerle vurulabilmektedir. Bu durum yalnızca Rusya için değil, dünyadaki bütün ordular için alarm zillerinin çaldığını göstermektedir.

Savaşın bize öğrettiği en önemli gerçek şudur: Sayıdan çok teknoloji, teknolojiden çok akıl, akıldan çok da strateji belirleyicidir.

Ukrayna, sahip olduğu sınırlı kaynaklara rağmen savaşın kurallarını değiştirmeye çalışıyor. Rusya ise sahip olduğu büyük nüfus, geniş sanayi altyapısı ve yüksek mühimmat üretimiyle direnmeye devam ediyor. Bir taraf teknolojiyle denge kurmaya çalışırken diğer taraf nicelik üstünlüğüne güveniyor.

Fakat burada asıl dikkat edilmesi gereken konu ne Rusya’dır ne de Ukrayna.

Asıl soru şudur:

Türkiye bu savaştan hangi dersleri çıkarmaktadır?

Bugün Karadeniz’in kuzeyinde yaşananlar yarının askeri doktrinlerini belirlemektedir. Milyarlarca dolarlık savaş gemilerinin, hava üslerinin ve stratejik tesislerin birkaç kişilik ekipler tarafından yönetilen insansız sistemlerle vurulabildiği bir dünyada yaşıyoruz.

Bu nedenle Türkiye’nin savunma anlayışı yalnızca klasik silahlara dayanmamalıdır. Bayraktarlar, Akıncılar, Kızılelma projeleri önemli olmakla birlikte iş burada bitmiyor. Fiber optik kontrollü dronlar, yapay zekâ destekli sürü sistemleri, elektronik harp teknolojileri ve uzay destekli haberleşme ağları geleceğin belirleyici unsurları olacaktır.

Türk milleti tarih boyunca değişen savaş teknolojilerini en hızlı kavrayan milletlerden biri olmuştur. At sırtındaki Türk akıncıları nasıl çağının savaş anlayışını değiştirdiyse, bugün de Türk mühendisleri yeni nesil harp teknolojilerinde öncü olmak zorundadır.

Çünkü dünya artık tank saymıyor.

Dünya artık algoritma sayıyor.

Dünya artık asker saymıyor.

Dünya artık veri sayıyor.

Dünya artık cephe uzunluğuna değil, elektronik harp menziline bakıyor.

Rusya-Ukrayna savaşı bize bir gerçeği daha göstermektedir. Güçlü devlet sadece büyük orduya sahip devlet değildir. Güçlü devlet; sanayisi çalışan, enerjisini üretebilen, teknolojisini geliştirebilen ve kriz anlarında üretim kabiliyetini sürdürebilen devlettir.

Bugün savaşın kaderini cephedeki asker kadar fabrikadaki mühendis, laboratuvardaki bilim insanı ve üretim hattındaki teknisyen belirlemektedir.

İşte bu yüzden Türkiye’nin en büyük silahı yalnızca ordusu değil; gençliği, mühendisleri, bilim insanları ve milli üretim kapasitesidir.

Türk Devleti’nin önünde duran görev açıktır:

Savunmada tam bağımsızlık…

Teknolojide tam bağımsızlık…

Enerjide tam bağımsızlık…

Çünkü geleceğin savaşları sınır hattında değil, üretim hatlarında kazanılacaktır.

Ve unutulmamalıdır ki;

Türk milleti tarih boyunca yalnızca savaşan bir millet olmamıştır.

Türk milleti, savaşın kurallarını değiştiren millet olmuştur.

Bugün de hedefimiz budur.

Başkalarının geliştirdiği teknolojileri satın alan değil, dünyanın satın almak zorunda kaldığı teknolojileri geliştiren bir Türkiye…

İşte Türk Yüzyılı’nın gerçek anlamı budur.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER