Eskiden üç maymun vardı. Biri gözünü kapatırdı, biri kulağını, biri ağzını. Görmedim, duymadım, söylemedim. Kötülüğe ortak olmamanın bir anlatımıydı.
Şimdi o üç maymunun yanına bir dördüncüsü eklendi. Elinde telefon var. Başını eğmiş, ekrana bakıyor. Ne yanındakini görüyor, ne söylenenleri duyuyor, ne de nerede olduğundan haberi var.
Bu benzetmeyi bir dostum söylediğinde gülemedim. Çünkü o dördüncü maymun, bizim evin içindeki halin kendisi.
Yıllardır Kocaeli’de sahadayım. Bağımlılık deyince herkesin aklına aynı şey geliyor. Fakat son yıllarda derneğimize gelen başvuruların yarısı başka bir şey için. Odadan çıkmayan çocuklar, sabaha kadar telefonda kalan eşler, aynı koltukta oturup birbirini görmeyen aileler.
Öbür bağımlılıkları evden uzak tutma şansın var. Kapını kilitlersin, çevresini değiştirirsin. Ama bu öyle değil. Bu, mutfak masasında, koltuğun üstünde, cebimizde duruyor.
Eskiden susmak bir tercihti. O üç maymun bilerek susardı. Şimdiki suskunlukta tercih yok. Dalıp gitme var. Yanı başında çocuğun ağlıyor, duymuyorsun. Annen bir şey anlatıyor, görmüyorsun. Aklın başka yerde.
Aynı evde dört kişi yaşıyoruz, dördümüz de ayrı bir yerdeyiz. Kalabalık gibi duruyoruz ama yalnızız.
Geçen hafta bir baba geldi. Dertliydi. “Hocam ne yapsam olmuyor” dedi. Sordum, en son ne zaman oğlunla şöyle başa bir tur attınız, ne zaman birlikte bir topa vurdunuz? Durdu, hatırlamadı.
Biz hep “bırak şu telefonu” diyoruz. Bırak da, yerine ne koyacağız? Boş kalan yeri doldurmadan olmuyor.
Ben evimde küçük bir kural koydum. Akşam yemeğinde telefon masaya gelmez. Mutfakta kalır. Başta itiraz ettiler, sonra alıştılar. O yarım saatte bazen gülüyoruz, bazen tartışıyoruz ama en azından birbirimize bakıyoruz.
Çocuk dediğin, senin söylediğini değil, senin yaptığını yapar. Elimde sabaha kadar telefon varken ona kızmanın bir karşılığı yok.
O dördüncü maymun bazen benim oğlum, bazen sizin kızınız, bazen de doğrudan benim. Oturduğu yerden kalkması, başını kaldırıp etrafına bakması lazım.
Bu işi daha hızlı bir internet değil, daha yakın bir aile toparlar.
Hadi, bir hareket başlatalım.
Bu akşam evde ilk işi biz yapalım. Yarım saat telefonu mutfakta bırakıp sofraya oturalım. Göz göze gelelim.
Biz buna Kocaeli’den başlayalım. Adı da şu olsun: Sofrada Telefon Yok.
Var mısınız?

Ömer Karataş / Kocaeli Bağımlılıkla Mücadele ve Rehabilitasyon Derneği Yönetim Kurulu Başkanı

YORUMLAR