Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Gökalp Şentürk
Gökalp Şentürk

Denizin Altında Sadece Gaz Aramıyoruz!

Abdülhamid Han dört yaşında…

Ama mesele bir geminin yaşını kutlamak değil.

Mesele, Türkiye’nin denizlerde kendi kaderini aramaya başlamasıdır.

238 metre uzunluğunda, 42 metre genişliğinde dev bir sondaj gemisi…

12 bin 120 metreye kadar sondaj yapabilme kapasitesi…

Akdeniz ve Karadeniz’de bugüne kadar 20 kuyu…

Ve Göktepe-3’te 75 milyar metreküplük doğal gaz keşfi!

Şimdi hâlâ bazıları çıkıp,

“Ne işiniz var denizlerde?”

diye sorabiliyor.

Asıl soru şu:

Bizim denizlerimizde ne işiniz var?

Çünkü Türkiye artık başkalarının haritalarına bakarak denizlerdeki geleceğini tayin etmiyor.

Kendi gemisiyle çıkıyor.

Kendi mühendisleriyle arıyor.

Kendi teknolojisiyle sondaj yapıyor.

Bulduğunu kendi ülkesinin ekonomisine kazandırıyor.

İşte Mavi Vatan kavramının gerçek anlamı burada başlıyor.

Mavi Vatan yalnızca haritada çizilmiş bir deniz alanı değildir.

Mavi Vatan; egemenliktir.

Mavi Vatan; ekonomik bağımsızlıktır.

Mavi Vatan; enerji güvenliğidir.

Ve gerektiğinde;

“Bu denizlerde ben de varım!” diyebilme iradesidir.

YILLARCA BİZE “ARAMAYIN” DEMEDİLER Mİ?

Türkiye yıllarca enerjide dışa bağımlı bırakıldı.

Petrolü dışarıdan aldık.

Doğal gazı dışarıdan aldık.

Enerji faturalarını ödedik.

Ve her kriz döneminde ekonomimizin ne kadar kırılgan olduğunu gördük.

Çünkü enerjiyi kontrol eden, ekonomiyi de etkiler.

Ekonomiyi etkileyen, siyaseti de etkileyebilir.

İşte bu nedenle enerji meselesi hiçbir zaman yalnızca “gaz ve petrol meselesi” değildir.

Bu mesele doğrudan doğruya milli güvenlik meselesidir.

Türkiye’nin son yıllarda denizlerde kurduğu sondaj ve sismik araştırma kapasitesi bu açıdan son derece önemlidir.

Bugün Abdülhamid Han yalnız değil.

Türkiye’nin enerji filosu büyüyor.

Ve Türkiye artık denizlerde yalnızca başkalarının gemilerini seyreden bir ülke değil.

Kendi aramasını yapan bir ülke.

75 MİLYAR METREKÜP NE DEMEK?

Göktepe-3’te bulunan 75 milyar metreküp doğal gazı yalnızca bir rakam olarak görürsek meseleyi kaçırırız.

Çünkü o rakamın arkasında;

teknoloji var.

mühendislik var.

sermaye var.

tecrübe var.

Ama hepsinden önemlisi;

irade var.

Bir ülke denizlerin kilometrelerce altında sondaj yapabilecek teknolojiye sahip oluyorsa, artık yalnızca enerji aramıyordur.

Devlet kapasitesini büyütüyordur.

Bugün Türkali-44 kuyusunda çalışmaların devam etmesi de bu sürecin bitmediğini gösteriyor.

Tam tersine…

Arama devam ediyor.

Çünkü enerji bağımsızlığı bir keşifle tamamlanacak bir hedef değildir.

Bu bir devlet politikasıdır.

ABDÜLHAMİD HAN’IN ADI BİLE BİR MESAJDIR

Burada başka bir ayrıntıya da dikkat etmek gerekir.

Geminin adı:

Abdülhamid Han.

Tarihimizde II. Abdülhamid Han’ın özellikle dış politika, denge siyaseti ve devletin stratejik çıkarlarını koruma konusundaki yaklaşımı bugün hâlâ tartışılıyor.

Fakat bugün bu ismin dünyanın en önemli enerji havzalarından biri olan Akdeniz’de görev yapan bir sondaj gemisine verilmesi bile başlı başına sembolik bir anlam taşıyor.

Çünkü devletler sadece gemi satın almaz.

Mesaj da verir.

Ve Türkiye’nin mesajı artık çok açık:

“Ben bu denizlerdeyim.”

MAVİ VATAN’I SADECE SÖZLE SAVUNAMAZSINIZ

Bunu özellikle söylemek gerekiyor.

Mavi Vatan yalnızca kürsülerde anlatılarak korunamaz.

Sadece haritalar üzerinde gösterilerek de korunamaz.

Mavi Vatan’ın arkasında teknoloji olacak.

Donanma olacak.

Sondaj gemisi olacak.

Sismik araştırma gemisi olacak.

Enerji şirketleri olacak.

Mühendis olacak.

Ve bütün bunların üzerinde;

kararlı bir devlet iradesi olacak.

İşte Türkiye son yıllarda bu kapasiteyi oluşturmaya çalışıyor.

Eksiklerimiz yok mu?

Elbette var.

Enerjide dışa bağımlılığımız tamamen bitmiş değil.

Daha çok üretmemiz, daha çok keşfetmemiz ve teknolojide daha ileri gitmemiz gerekiyor.

Ama bugün dünden farklı bir Türkiye var.

ÇÜNKÜ ARTIK TÜRKİYE SADECE BEKLEMİYOR

Eskiden birileri petrol bulsun diye bekleyen Türkiye vardı.

Şimdi ise;

kendisi arıyor.

Eskiden enerji faturalarının yükselmesini seyreden Türkiye vardı.

Şimdi ise;

kendi kaynaklarını artırmaya çalışan Türkiye var.

Eskiden denizlerde başkalarının ne yaptığını izleyen Türkiye vardı.

Şimdi ise;

kendi gemileriyle denizlerin altını tarayan Türkiye var.

İşte değişim burada.

Ve bu değişimi yalnızca siyasi sloganlarla değil, rakamlarla ve ortaya konulan kapasiteyle değerlendirmek gerekir.

Abdülhamid Han’ın dört yılı bize önemli bir şey söylüyor:

Türkiye denizlerde artık seyirci değildir.

Ve unutmayalım…

Bir ülkenin gerçek bağımsızlığı yalnızca bayrağının dalgalanmasıyla ölçülmez.

Kendi enerjisini arayabiliyor mu?

Kendi teknolojisini üretebiliyor mu?

Kendi denizlerinde kendi kararını verebiliyor mu?

Asıl mesele budur.

Bugün Abdülhamid Han Türkali-44 kuyusunda çalışıyor.

Yarın başka bir kuyuda çalışacak.

Belki daha büyük keşifler yapılacak.

Belki yeni teknolojiler geliştirilecek.

Belki Türkiye yalnızca kendi ihtiyacını karşılayan değil, bölgesinin enerji denkleminde belirleyici aktörlerinden biri hâline gelecek.

İşte bizim hedefimiz bu olmalı.

Çünkü mesele sadece 75 milyar metreküp gaz değildir.

Mesele;

Türkiye’nin kendi geleceğini aramasıdır.

Mesele;

başkalarının kapısında enerji bekleyen değil, kendi denizlerinde enerji arayan bir Türkiye’dir.

Ve mesele;

Mavi Vatan’ın yalnızca bir kavram değil, Türkiye’nin ekonomik ve stratejik gücünün sahadaki karşılığı olmasıdır.

Abdülhamid Han dört yaşında…

Ama Türkiye’nin denizlerdeki arayışı daha yeni başlıyor.

Çünkü biz artık sadece denizin üzerinde değil, denizin altında da varız!

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER