Dünya yeniden kuruluyor…
Haritalar yeniden çizilmiyor belki ama güç merkezleri yeniden şekilleniyor.
Ukrayna’da süren savaş, İran merkezli gerilim, Lübnan’daki kırılgan yapı, Doğu Akdeniz’deki enerji mücadelesi, Karadeniz’deki güç rekabeti ve Asya-Pasifik’e kadar uzanan küresel hesaplaşmalar bize tek bir gerçeği haykırıyor:
Coğrafya kaderdir… Ama o kaderi yönetebilen milletler tarih yazar.
İşte Türkiye tam da böyle bir coğrafyanın merkezindedir.
Türkiye, yalnızca bir ülke değildir.
Türkiye; Asya’nın Avrupa’ya açılan kapısı, Karadeniz’in Akdeniz’e uzanan geçidi, Kafkasya’nın, Balkanlar’ın ve Orta Doğu’nun kesiştiği jeopolitik menteşedir.
Bir kapının menteşesi kırılırsa kapı görevini yapamaz.
Bugün dünyanın güvenlik kapısının menteşesi de Türkiye’dir.
Bunun içindir ki Karadeniz konuşulurken Ankara masadadır.
Orta Doğu konuşulurken Ankara masadadır.
Kafkasya konuşulurken Ankara masadadır.
Enerji koridorları konuşulurken Ankara masadadır.
Çünkü Türkiye artık sadece gelişmeleri izleyen bir ülke değildir.
Gelişmelere yön veren devlettir.
7-8 Temmuz’da Ankara’da yapılacak NATO Zirvesi de bunun en açık göstergelerinden biridir.
Bir zamanlar Türkiye’yi sadece NATO’nun sınır karakolu olarak gören anlayış, bugün Ankara’nın stratejik ağırlığını kabul etmek zorunda kalmaktadır.
Çünkü Avrupa, güvenlik krizleriyle boğuşurken…
Orta Doğu ateş çemberindeyken…
Rusya ile Ukrayna arasındaki savaş küresel dengeleri sarsarken…
İran ile Batı arasındaki gerilim her geçen gün büyürken…
Hiç kimse Türkiye’yi görmezden gelemez.
Türkiye’nin güçlü ordusu…
Yerli ve millî savunma sanayii…
Diplomatik tecrübesi…
Ve binlerce yıllık devlet aklı…
Artık sadece kendi güvenliğimiz için değil, bölgesel istikrar için de vazgeçilmez bir güç unsuru hâline gelmiştir.
Ancak şunu da çok iyi bilmeliyiz.
Böylesine önemli bir coğrafyada yaşamanın bedeli de büyüktür.
Güçlü olmazsanız sizi parçalamak isterler.
Birlik olmazsanız sizi birbirinize düşürürler.
Üretmezseniz size bağımlılık dayatırlar.
Savunma sanayinizi geliştirmezseniz güvenliğinizi başkalarının insafına bırakırlar.
Onun için Türkiye’nin yeni rolü sadece askerî güç olmak değildir.
Türkiye’nin yeni rolü; kriz çözen, barış inşa eden, enerji koridorlarını güvence altına alan, diplomasiyi yönlendiren ve küresel dengelerde söz sahibi olan merkez ülke olmaktır.
Dün Ukrayna’da başlayan ateş…
Bugün İran ve Lübnan’da büyüyen gerilim…
Yarın nerede karşımıza çıkacak bilmiyoruz.
Ama bildiğimiz bir gerçek var.
Dünya yeni bir döneme girerken, bu coğrafyanın menteşesi sağlam kaldığı sürece ne kapılar kapanır ne de milletimiz diz çöker.
Çünkü Türkiye artık bekleme odasında değildir.
Türkiye, karar masasındadır.
Ve unutulmamalıdır ki; coğrafyasının kıymetini bilen milletler, tarihin öznesi olur. Coğrafyasını kaybedenler ise başkalarının yazdığı tarihin dipnotu olmaya mahkûm edilir.

YORUMLAR