Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Gökalp Şentürk
Gökalp Şentürk

Çanakkale Boğazından Hürmüz Boğazına

111 Yıl Arayla Mayın ve Namlu Kardeşliğinden SİHA ve Füze Kardeşliğine

Deniz harp tarihi, çoğu zaman büyük donanmaların başarı hikâyeleri üzerinden anlatılır. 19. yüzyılda İngiliz Kraliyet Donanması, 20. yüzyılın ikinci yarısında ABD Donanması… Bu donanmalar, denizleri kontrol ederek ticaret yollarını yönetmiş, askerî güç intikali yapmış ve uluslararası sistem üzerinde belirleyici olmuşlardır. Deniz hâkimiyeti, bir devletin denizleri serbestçe kullanması ve rakibine bırakmaması demektir. Bu yüzden uzun yıllar boyunca deniz gücü, büyük tonajlı savaş gemileri, uçak gemileri ve denizaltılar üzerinden tanımlandı.

Ama tarih, sadece güçlü donanmaların hikâyesini yazmaz. Zayıf güçler, doğru stratejiyle güçlü donanmaları durdurabilir. İşte bunun adı Erişimi Engelleme ve Alan Yasaklama (A2/AD) doktrinidir. Amaç, denizi kontrol etmek değil, düşmanın denizi kullanmasını engellemektir. Hipersonik ve balistik füzeler, SİHA’lar, deniz mayınları, mini denizaltılar, kıyı topçusu… Bunlar yalnızca silah değildir; dar coğrafyada düşmanın iradesini kıran stratejik araçlardır.

Tarihten En Güzel Örnek: 18 Mart 1915

111 yıl önce Çanakkale Boğazı’nda, ekonomik olarak çökmüş ve donanması zayıf Osmanlı, dünyanın en güçlü donanmasına karşı mayınlar ve kıyı topçusunu bir savunma mimarisi içinde kullanarak tarihi bir zafer kazandı. Müttefiklerin devasa ateş gücü, üstün tonajı ve zırhı, boğazın dar coğrafyasında anlamını yitirdi. Nusret’in 26 mayını, Kraliyet Donanmasını durdurdu ve dünya tarihini değiştirdi. 18 Mart, yalnızca bir deniz zaferi değil; bir stratejik zekâ ve sabrın zaferidir.

O gün İngilizler ve Fransızlar boğazı geçemediler. Modern tarihçiler, Çanakkale’yi anlamadan A2/AD kavramını konuşamaz. Çünkü bu zafer, “saldıranın gücü” kadar “savunanın sabrı ve coğrafyası”nın da belirleyici olduğunu gösterir.

Hürmüz Boğazı ve Modern Tekerrür

Bugün aynı tablo 111 yıl sonra Hürmüz Boğazı’nda yaşanıyor. 1915’te İngiltere ve Fransa’nın gücü neyse, bugün ABD ve İsrail’in askeri-teknolojik üstünlüğüne dayalı güç de odur. Değişen yalnızca platformlar ve menziller. Öz değişmedi: Emperyal güç dar bir coğrafyaya girip kendi iradesini dayatmak istiyor; savunan taraf ise doğrudan çatışmayacağını, düşmanı kendi seçtiği eşiğe çağıracağını biliyor.

Çanakkale’de mayın ve kıyı topçusu bu eşikti. Bugün Hürmüz’de SİHA ve balistik füze kardeşliği aynı görevi görüyor. Amerikan donanması Körfez’e girip üstün tonajını gösterebilir, ama manevra alanı dar, risk ölçüsü yüksek. İran’ın stratejisi, ABD’nin harekâtını pahalı, yıpratıcı ve tartışmalı hâle getirmek. Birkaç başarılı vuruş, birkaç üs hasarı, birkaç tanker beklemesi… Bu kadar basit bir caydırıcı etki, Çanakkale’deki mayınların yaptığı işi bugün modern silahlarla tekrarlıyor.

Çanakkale’de İngiliz ve Fransızlar boğazı bir “ateş gücü problemi” gibi gördü; yeterince ateş ederlerse tabyaları susturacaklarını düşündüler. Bugün ABD ve İsrail de İran’ı bir “hedef imha problemi” gibi görüyor. Ama her iki durumda da saldıran tarafın üstünlüğü, coğrafya ve sabrın karşısında eriyor.

Ders: Kaba Kuvvet Her Zaman Belirleyici Değildir

18 Mart 1915’te Çanakkale’de mayınlar, kıyı topçusu ile birleşince, dünyanın en güçlü donanması geri çekilmek zorunda kaldı. 111 yıl sonra Hürmüz’de SİHA’lar ve balistik füzeler aynı işlevi görüyor. Tarih bize şunu bir kez daha hatırlatıyor: Dar coğrafyada, kararlı savunma ve sistemlerin müşterek etkisi, kaba gücü alt eder.

ABD, Japonya’daki deniz piyadelerini Körfez’e gönderiyor. Ama eğer 111 yıl önceki tekerrür yaşanırsa, deniz piyadelerinin büyük kısmı imha riski altında. Tarih, saldırganın gücüne değil, savunanın zekâ ve sabrına göre yazılır.

18 Mart 1915 Çanakkale Deniz Zaferi, A2/AD doktrininin tarihsel en güçlü örneğidir. Zayıf bir devlet, doğru savunma ile dünyanın en güçlü donanmasını durdurmuştur. 111 yıl sonra Körfez’de aynı ders yeniden sınanıyor: Emperyal güç, kendi üstünlüğünü stratejik üstünlük sanmamalıdır. Tarih bir kez daha gösteriyor ki, doğru yerde, doğru zamanda kurulmuş savunma mimarisi, en büyük donanmanın bile önünde durabilir

.


Strateji Uzmanı

Gazeteci Yazar

Gökalp Şentürk

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER