Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Oğuzhan Kaplan
Oğuzhan Kaplan

Buyurun Buradan Yakın: Aynı Tas Aynı Hamam!

Valla ne yalan söyleyeyim…

İran’da “Hamaney sonrası ne olur?” sorusu üzerine günlerdir, haftalardır, aylardır papatya falı açılıyordu. Strateji merkezleri raporlar hazırlıyor, “Acaba bir yumuşama rüzgarı eser mi?” diye soruyor, “Genç kuşak gelir de daha rasyonel, daha dünya ile barışık bir yol seçer mi?” diye umutlanıyordu.

Derken…

Sahneye Mücteba Hamaney çıktı.

Daha koltuğunun tozuyla… Daha “Hayırlı olsun” tebriklerini tam manasıyla kabul etmeden… Ağzından çıkan ilk cümle şu oldu:

“ABD üslerini vurmaya devam edeceğiz!”

Gelin şu “ilk mesajın” şifrelerini madde madde, vura vura çözelim.

“BEN BABAMIN OĞLUYUM” DİPLOMASİSİ

Dünyaya şunu diyor: “İsim değişti ama zihniyet aynı. Babamdan devraldığım o sert hattı, o tavizsiz duruşu milim saptırmadan devam ettireceğim.” Yani kimse boşuna “reform” hayali kurmasın. Yani kimse “Yeni lider, yeni sayfa” fantezisine kapılmasın. Mesaj net: Statüko kazandı!

İÇERİYE ‘SELAM’, DIŞARIYA ‘AYAR’

Bu tür çıkışlar aslında Washington’dan çok Tahran’daki o “şahin” kanada, yani Devrim Muhafızları’na hitap eder. “Dizginler elimde, hala en sert benim, hala en radikal benim” diyerek içerideki gücünü konsolide ediyor. “Ben geldim diye yumuşayacağımı sananlar yanılıyor” mesajını, kendi tabanının kalbine nakşediyor.

DİPLOMASİYİ KAPI DIŞARI ETMEK

Normalde yeni liderler kapıyı hafif aralık bırakır. “Bir bakalım, duruma göre değerlendiririz” der. Mücteba Bey ise kapıyı öyle bir çarptı ki, sadece Washington’da değil, bütün bölgede menteşeler yerinden oynadı. Bu kadar erken, bu kadar sert bir çıkış; “Pazarlık masasına oturmaya niyetim yok” demektir.

PEKİ TÜRKİYE BU İŞİN NERESİNDE?

İşte zurnanın “zırt” dediği yer tam burası. İran ile ABD arasındaki bu gerilimin tırmanması, bizim için bir “dış haber” değil, doğrudan bir “iç mesele”dir.

  • TERÖRLE MÜCADELE: Biz bölgede PKK/YPG ile amansız bir mücadele veriyoruz. İran’ın bölgeyi ateşle imtihan etmesi, sahadaki dengeleri altüst edebilir. “Vekalet savaşları” kızışırsa, o ateşin kıvılcımı bizim operasyon sahalarımıza da sıçrar.
  • SIĞINMACI KABUSU: Bölgedeki her çatışma, her füze, her istikrarsızlık yeni bir göç dalgası potansiyeli taşır. Türkiye’nin bu konuda artık “bir kişi daha alacak” hali kalmadığını Tahran’ın da, Washington’un da kafasına kazıması lazım.
  • EKONOMİK FATURA: Komşuda çıkan yangın, bizim mutfağımızdaki tüpün fiyatını da etkiler. Petrol fırlarsa, olan yine bizim vatandaşa olur.

Açık konuşalım: Bu ilk mesajla, “Benim dönemimde sükunet bekleyenler, daha çok bekler” denilmiştir. Bölge yine o meşhur “barut fıçısı” kıvamına geri dönüyor.

Ankara’nın bu süreçte çok dikkatli, çok soğukkanlı ama bir o kadar da “masada güçlü, sahada sert” olması şart. Çünkü görünen o ki; Orta Doğu’da film kaldığı yerden, hem de daha yüksek bir sesle devam edecek.

Hadi bakalım, hayırlı işler!

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER