Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Gökalp Şentürk
Gökalp Şentürk

Bombalar Durdu, Hesaplaşma Yeni Başlıyor!

Ortadoğu’da savaşlar, ateşkesle bitmez.

Sadece şekil değiştirir.

İran’a yönelik saldırılar gösterdi ki ABD ve İsrail, Tahran’ın askerî kapasitesine ağır darbeler vurabilse de İran devletini haritadan silemedi. Çünkü devletler yalnızca silahla ayakta durmaz; tarih, coğrafya, stratejik akıl ve sabır da savaşın en önemli cephanelikleridir.

Bugün İran’ın karşı karşıya olduğu en büyük tehdit artık dışarıdan gelecek füzeler değil, içeride büyüyen ekonomik çöküştür.

Enflasyon, işsizlik, yaptırımlar ve savaşın ağır maliyeti…

Bir devleti bazen bombalar değil, boşalan mutfaklar sarsar.

Ancak İran’ın yıllardır uyguladığı “stratejik sabır” anlayışı, Tahran’ın kolay teslim olmayacağını gösteriyor. Doğrudan cephe savaşları yerine vekil güçler, diplomasi, enerji koridorları ve Hürmüz Boğazı üzerinden yeni bir denge kurmaya çalışacağı açıktır.

Asıl dikkat edilmesi gereken nokta ise Direniş Eksenidir.

Batı medyasında sık sık “Direniş Ekseni bitti” manşetleri atılıyor.

Ben aynı kanaatte değilim.

Biten bir yapı değil…

Şekil değiştiren bir yapı görüyorum.

Hizbullah, Irak’taki Şii gruplar ve Yemen’deki Husiler bundan sonra daha bağımsız hareket eden, daha esnek ve tespiti daha zor yapılara dönüşebilir.

Bu da bölgedeki güvenlik risklerini azaltmaz.

Aksine daha öngörülemez hâle getirir.

Önümüzdeki süreçte İran’ın önceliği yeni cepheler açmak olmayacaktır.

Çünkü ekonomik gerçekler buna izin vermiyor.

Tahran yönetimi önce içeride toplumsal güveni yeniden tesis etmek, ardından Körfez ülkeleriyle ilişkileri normalleştirmek ve Çin-Rusya eksenli ekonomik ortaklıkları güçlendirmek isteyecektir.

Peki Türkiye ne yapmalı?

Türkiye, bu süreci sloganlarla değil; devlet aklıyla okumalıdır.

İran’ın zayıflaması bazı çevreleri sevindirebilir.

Ama unutulmamalıdır ki istikrarsız bir İran; terör, düzensiz göç, enerji arzı ve sınır güvenliği açısından en fazla Türkiye’yi etkiler.

Bu nedenle Ankara’nın önceliği; güçlü sınır güvenliği, etkin istihbarat, dengeli diplomasi ve millî menfaat odaklı dış politika olmalıdır.

Çünkü Ortadoğu’da boşluk kabul edilmez.

Bir güç çekildiğinde, yerine mutlaka başka bir güç gelir.

Bugün yaşananlar yalnızca İran’ın değil; Türkiye’nin, Azerbaycan’ın, Körfez ülkelerinin ve hatta Avrupa’nın güvenlik denklemidir.

Önümüzdeki aylarda nükleer müzakereler, Hürmüz Boğazı’nın güvenliği ve vekil güçlerin hareketliliği bölgenin kaderini belirleyecek başlıklar olacaktır.

Son söz şudur:

İran diz çökmedi.

Ama artık eski İran da değil.

Ortadoğu yeni bir satranç tahtasına dönüştü.

Bu oyunda kazanan, en güçlü silaha sahip olan değil; en uzun stratejik sabrı gösterebilen devlet olacaktır.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER