Türkiye’de siyaset çoğu zaman keskin kamplar üzerinden okunuyor. Bir isim ya tamamen yüceltiliyor ya da bütünüyle reddediliyor. Oysa devlet adamlarını değerlendirirken, siyasi görüşlerinden bağımsız olarak ortaya koydukları tavırları da görmek gerekir.
Bülent Ecevit denildiğinde akla “ortanın solu” politikası gelir. Ancak kamuoyunun çok az bildiği bir yönü daha vardır.
Annesi Fatma Nazlı Hanım’ın soyundan gelen ve Medine Harem Şeyhi Hacı Emin Paşa’ya dayandırılan aile mirasıyla ilgili yıllar önce gündeme gelen hukuki süreçte, Ecevit’in kendisine düşen payı kişisel serveti olarak değerlendirmek yerine, Türk hacılarının hizmetine sunulması amacıyla devlete bağışlamak istediği çeşitli kaynaklarda anlatılmaktadır.
İddiaya göre Ecevit’in tek şartı, bu mirasın Diyanet İşleri Başkanlığı aracılığıyla Türk hacılarının konaklayabileceği bir tesise dönüştürülmesiydi.
Bu yaklaşım, siyasi görüşü ne olursa olsun bir devlet adamının ortak değerleri önceleyebileceğini göstermesi bakımından dikkat çekicidir.
Çünkü insanın siyasi düşüncesi farklı olabilir.
Solcu olabilir…
Sağcı olabilir…
Milliyetçi olabilir…
Muhafazakâr olabilir…
Ama bu milletin kutsallarına, tarihine ve manevi değerlerine saygı duymak başka bir meseledir.
Bugün en büyük sorunlarımızdan biri, insanları yalnızca siyasi kimlikleri üzerinden değerlendirmemizdir. Oysa bu ülkeye hizmet eden herkesin doğru yaptığı işleri teslim etmek, yanlışlarını da aynı cesaretle eleştirmek gerekir.
Bülent Ecevit’in siyasi hayatı elbette farklı açılardan tartışılabilir. Ancak eğer gerçekten Medine’deki miras payını Türk hacılarının hizmetine sunmak istemişse, bu tavır kişisel çıkar yerine millet menfaatini önceleyen bir anlayış olarak değerlendirilmelidir.
Devlet adamlığı tam da budur.
İdeolojiler değişebilir…
Partiler değişebilir…
İktidarlar gelir geçer…
Fakat milletin ortak değerleri kalıcıdır.
Bir insan sol düşüncede olabilir. Bir başkası sağ görüşü savunabilir. Ancak vatan söz konusu olduğunda, bayrak söz konusu olduğunda, ezan söz konusu olduğunda ve bu milletin mukaddes değerleri söz konusu olduğunda ortak bir vicdanda buluşabilmek, gerçek devlet olgunluğunun göstergesidir.
Siyaset ayrıştırabilir.
Fakat tarih, milletine hizmet edenleri ayrı bir yere yazar.

YORUMLAR