Bazıları Türkiye’yi bugünkü sınırlarından ibaret sanıyor.
Haritaya bakıyor, çizgileri görüyor ve hükmünü veriyor:
“Türkiye işte burası!”
Hayır!
Türkiye sadece haritada çizilmiş sınırların adı değildir.
Türkiye; tarihimizin ulaştığı her coğrafyada bırakılan izdir.
Türkiye; uğruna can verilen toprakların hatırasıdır.
Türkiye; dünyanın dört bir yanında sessizce yatan Mehmetçiklerin emanetidir.
Millî Savunma Bakanlığı Harita Genel Müdürlüğünün yaklaşık bir yıllık çalışmayla hazırladığı “Yurtdışı Türk Şehitlikleri ve Anıtları Haritası”, işte bu gerçeği bir kez daha yüzümüze çarpıyor.
48 ülke…
172 Türk şehitliği ve anıtı…
Ve daha bulunmayı bekleyen nice şehitlik…
Şimdi söyleyin!
Bu rakamlar sadece bir istatistik midir?
Elbette değildir.
Her birinin altında bir Mehmetçik, bir mücadele, bir fedakârlık ve yarım kalmış bir hayat vardır.
BU HARİTA BİR COĞRAFYA DEĞİL, BİR HESAP DEFTERİDİR!
Evet, yanlış okumadınız.
Bu harita benim için sıradan bir coğrafya çalışması değildir.
Bu, Türk milletinin ödediği bedellerin haritasıdır.
Balkanlar’dan Kafkasya’ya, Orta Doğu’dan Kuzey Afrika’ya, Asya’nın farklı bölgelerinden dünyanın başka noktalarına kadar uzanan bu şehitlikler bize tek bir gerçeği hatırlatıyor:
Bu millet tarih boyunca sadece konuşmadı; gerektiğinde canını ortaya koydu.
Bugün sınırları başka devletlerin içerisinde kalan topraklarda Türk askerinin mezarı varsa, orada anlatılacak bir tarih vardır.
O mezar taşları susturulabilir mi?
Üzerindeki isimler kazınabilir mi?
Haritalar değiştirilebilir mi?
Belki…
Ama şehidin toprağa düşen kanını tarihten silemezsiniz!
172 SAYISI BİZİM İÇİN YETERLİ DEĞİL!
Çalışmanın en dikkat çekici taraflarından biri de şu:
Henüz yeri kesin olarak tespit edilemeyen şehitlikler var.
Özellikle köylerde ve eski harp sahalarında bulunan bazı şehitliklerin konumlarının araştırılması sürüyor.
Demek ki mesele 172’den ibaret değil.
Belki 173…
Belki 200…
Belki çok daha fazlası.
İşte bu yüzden yapılması gereken bellidir:
Arşivler açılmalı, eski harp sahaları taranmalı, kayıp şehitlikler bulunmalı ve her bir Mehmetçik yeniden tarihimizin kayıtlarına geçirilmelidir.
Çünkü bizim medeniyet anlayışımızda şehit unutulmaz.
Adı unutulsa bile izi aranır.
Mezarı kaybolsa bile yeri bulunur.
Ve toprağın altında yatan bir Mehmetçik bile olsa, onun emaneti sahipsiz bırakılmaz.
BUGÜNÜN NESLİ, DÜNÜN BEDELİNİ BİLMİYORSA…
Asıl tehlike burada başlıyor.
Bir millet geçmişini unutursa, geleceğini başkalarının yazmasına izin verir.
Bugün gençlerimize tarih anlatırken sadece savaşların tarihini değil, o savaşlarda kimlerin toprağa düştüğünü de anlatmalıyız.
Çünkü Çanakkale’yi sadece bir zafer olarak anlatmak yetmez.
Sarıkamış’ı sadece bir tarih olarak anlatmak yetmez.
Kafkas cephelerini, Balkan savaşlarını, Yemen’i, Filistin’i ve dünyanın farklı coğrafyalarındaki mücadeleleri yalnızca birkaç satırla geçiştirmek yetmez.
Her şehidin arkasında bir aile, bir ocak, bir hayat vardı.
Onlar bugün bizim rahatça konuşabilmemiz için sustular.
Biz bugün özgürce yaşayabilelim diye can verdiler.
O halde bize düşen görev de bellidir:
Hatırlamak!
TARİHİMİZDEN UTANMAYACAĞIZ, TARİHİMİZİ DE ÇARPITMAYACAĞIZ!
Burada başka bir hassasiyet daha var.
Tarih ne hamasetle yazılır ne de kompleksle.
Türk tarihinin başarıları kadar hataları, zaferleri kadar kayıpları da araştırılmalıdır.
Ama bunu yaparken kendi tarihimize yabancılaşmak, şehitlerimizin hatırasına sırt çevirmek kabul edilemez.
Tarihimize sahip çıkmak başka, tarihi kutsallaştırmak başkadır.
Bizim istediğimiz kör bir övgü değil.
Gerçeğin bütün çıplaklığıyla ortaya çıkarılmasıdır.
Belgesiyle…
Arşiviyle…
Şehitliğiyle…
Mezarıyla…
Ve insanıyla…
BİR MEZAR TAŞI BAZEN YÜZ KİTAPTAN DAHA FAZLA KONUŞUR
Düşünün…
Bugün dünyanın 48 farklı ülkesinde Türk şehitlikleri bulunuyor.
Belki bir gün yolu oralara düşen bir Türk evladı, karşısında bir Türk şehidinin mezarını görecek.
Ve üzerinde bir isim okuyacak.
İşte o an tarih kitaplardan çıkıp ete kemiğe bürünecek.
Çünkü bir mezar taşı bazen yüz tarih kitabından daha fazla şey anlatır.
Şehitlikler bizim geçmişimizdir.
Ama yalnızca geçmişimiz de değildir.
Geleceğe bıraktığımız emanettir.
Bu nedenle 172 şehitliği haritalandırmak önemlidir.
Fakat yeterli değildir.
Şehitliklerin hikâyeleri anlatılmalı.
Belgeleri dijitalleştirilmeli.
İsimleri kayıt altına alınmalı.
Gençlerimizin ulaşabileceği ortak bir millî hafıza oluşturulmalıdır.
HARİTAYA BAKIN!
Şimdi o haritaya bir kez daha bakın.
48 ülkeye yayılmış 172 Türk şehitliği ve anıtı…
Sonra kendinize şu soruyu sorun:
Bir milletin tarihi sadece bugün üzerinde yaşadığı topraklarla mı ölçülür?
Hayır!
Bir milletin tarihi, uğruna bedel ödediği yerlerde de yazılıdır.
İşte bu yüzden o şehitliklerin her biri bizim için birer tarih kitabıdır.
Her mezar bir belge…
Her isim bir hatıra…
Her şehitlik ise gelecek nesillere bırakılmış bir emanettir.
Ve o emanete sahip çıkmak, sadece devletin değil;
bu milletin her evladının namus borcudur.
Çünkü bazı topraklar haritada sınır çizgileriyle ayrılır.
Ama bazı topraklar vardır ki…
Orada Türk bayrağı dalgalanmasa bile Türk şehidinin emaneti vardır.
İşte bunu anlamayanlar, Türk tarihini de anlayamaz.
48 ülke, 172 şehitlik…
Bu sadece bir harita değildir.
Bu, Türk milletinin hafızasıdır.
Ve unutmayalım:
Şehitlerin mezarı nerede ise, tarihimizin bir sayfası da oradadır.
O sayfaları kimse yırtamaz.
Çünkü o tarih mürekkeple değil, kanla yazılmıştır.

YORUMLAR