Çilingir sofralarında mey kadehleriyle memleket meselesi çözüldüğü gün, Türkiye’nin kaderi de “Yeni Rakı” logosunun gölgesinde şekillenecek. Özgür Özel’in kurduğu Yeni Parti’nin logosu, “Yeni Rakı” markasıyla neredeyse birebir örtüşürken, siyasetin içine düştüğü komedi-dramın en çarpıcı simgesi haline geldi. Altı oktan uzaklaşıp çarşaf çarşaf gazetelere dökülen kirli dosyalarla yargıya taşınan, CHP’nin başına “mutlak butlanı” musallat edip kaçanlar, şimdi zeytinyağı gibi üste çıkmaya çalışıyor. Peki, bu kadro Türkiye’yi nasıl yönetecek?

“Yeni Rakı etrafında toplananların, yeni parti etrafında toplanması da çok zor olmayacak.” Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral’ın Yeni Parti’nin logosuyla bir rakı markasının logosunu yan yana koyarak yaptığı bu benzetme, siyasi kulislerde bomba etkisi yarattı. Sosyal medyada “Rakı Partisi” etiketiyle dalga konusu olan bu benzerlik, tesadüf mü yoksa bilinçaltı mı, takdir kamuoyunun.
Bir siyasi partinin logosunun bir alkol markasıyla bu denli özdeşleşmesi, kurucu kadronun zihin dünyası hakkında çarpıcı bir ipucu veriyor. “Yeni Rakı” etrafında toplananların siyaset yapmaya kalkması, Türkiye’nin ciddi sorunlarına ciddi bir cevap arayan milyonları derinden yaralıyor. Ülke yangın yerine dönmüşken, bu kadronun derdi mey kadehlerini kaldırmak, Çilingir sofralarında ahkam kesmek ve sonra bu “muhabbeti” siyaset sanmak.
CHP’nin kurucu felsefesi olan altı ok, cumhuriyetçiliği, laikliği, milliyetçiliği, halkçılığı, devletçiliği ve inkılapçılığı temsil eder. Yeni Parti kadrosu, bu ilkelerden o kadar uzaklaştı ki, bugün geldikleri noktada dosyaları yargıya taşınan bir “kirli” görüntü sergiliyorlar.
Çarşaf çarşaf gazetelere dökülen iddialar, şaibeli hesaplar ve siyaset etiğine aykırı davranışlar, bu kadronun siyasi ahlaktan nasıl uzaklaştığını gözler önüne seriyor. “Zeytinyağı gibi üste çıkma” çabaları, ne yazık ki geçmişte bıraktıkları yaraları ve kirli izleri silemiyor.
CHP’nin başına musallat olan “mutlak butlan” krizi, siyasi bir felaketti. Mahkemenin nadir kullandığı bu hukuki kavram, partiyi derinden sarsarken, bu krizi fırsata çevirip partiyi terk edenler, arkalarında enkaz bırakarak kaçtılar.
Özgür Özel, bu kararı “CHP’yi felç etmeye yönelik siyasi bir hamle” olarak nitelendirmişti. Ama asıl felç, partiyi zor durumda bırakıp yeni bir oluşuma yelken açanların kendi elleriyle yarattığı tabloydu. Siyasi sorumluluk, koltuğu koruma içgüdüsünün önüne geçemedi.
Kemal Kılıçdaroğlu, partideki arınma sürecinin büyük ölçüde gerçekleştiğini söylüyor. Daha önce yaptığı çağrıda, “Cumhuriyet Halk Partisi haramın ve kirlenmişliğin sığınağı asla olamaz” diyerek siyasette temizlik vurgusu yapmıştı.
Kılıçdaroğlu’nun bu arınma isteği ve çağrısı CHP’de karşılık bulur mu bilinmez. Ancak siyasi açıdan tüm partilerin bu arınmayı yapması bu ülke için elzemdir. Çünkü siyaset, çilingir sofralarında mey kadehleri kaldırarak değil, milletin derdine derman olarak yapılır.
Bu süreç bize bir kez daha gösterdi ki, siyaset ciddi bir iştir. Ne çilingir sofralarında alınan kararlarla, ne “Yeni Rakı” benzeri logolarla, ne de arka planda dönen kirli hesaplarla ülke yönetilir.
Türkiye’nin derin sorunları var: ekonomi, adalet, eğitim, dış politika… Bunların çözümü, mey kadehlerinin gölgesinde değil, akıl, vicdan ve milli iradenin rehberliğinde mümkündür. Altı oktan uzaklaşıp yargılık dosyalara imza atanlar, “vitrin” oyunlarıyla milleti kandıramaz.
Ve haykırıyoruz: Çilingir siyasetiyle ülke kurtarılmaz! Ne rakı masaları, ne de “vitrin” oyunları! Tek Vatan, Tek Millet, Tek Bayrak, Tek Devlet!

YORUMLAR