Dünyanın birçok ülkesi, dijital çağın getirdiği imkânlardan yararlanırken aynı zamanda onun oluşturduğu tehlikeleri de görmeye başlamıştır. Son olarak Polonya hükümeti, ilkokullarda cep telefonu kullanımını büyük ölçüde kısıtlayan bir düzenlemeyi kabul etti. Hatta bununla da yetinmeyerek 15 yaş altındaki çocukların sosyal medya kullanımını sınırlandırmayı gündemine aldı.
Peki Türkiye neden benzer bir adımı atmasın?
Bugün sokakta, parkta, okul bahçesinde ve hatta aile sofralarında çocuklarımızın büyük bir kısmı ekranlara mahkûm olmuş durumdadır. Bir zamanlar mahalle kültürü içerisinde büyüyen, arkadaşlarıyla yüz yüze iletişim kuran, top oynayan, kitap okuyan çocuklarımız; artık saatlerini sosyal medya uygulamalarında, kısa videolarda ve dijital bağımlılık oluşturan içeriklerde geçiriyor.
Bir milletin geleceği çocuklarıdır. Çocuklarını koruyamayan toplumlar, yarınlarını da koruyamazlar.
Telefon ve sosyal medya bağımlılığı yalnızca akademik başarıyı düşürmüyor; dikkat dağınıklığına, iletişim problemlerine, yalnızlaşmaya ve psikolojik sorunlara da yol açıyor. Daha da önemlisi, çocuklarımız kendi kültürlerinden, tarihinden ve milli değerlerinden uzaklaşarak sanal dünyanın dayattığı kimliklerin etkisi altına giriyor.
Bizler teknolojinin karşısında değiliz. Elbette çağın gerekliliklerini takip edeceğiz. Ancak teknoloji insanı yönetmemeli, insan teknolojiyi yönetmelidir. Eğitim çağındaki çocukların gelişim dönemlerinde belirli kuralların uygulanması, onların özgürlüklerini kısıtlamak değil; aksine geleceklerini korumaktır.
Türkiye Cumhuriyeti Millî Eğitim Bakanlığı’nın, ilkokul ve ortaokullarda cep telefonu kullanımını daha sıkı kurallara bağlaması, okul saatlerinde sosyal medya erişimini sınırlandırması ve aileleri bilinçlendirecek geniş kapsamlı çalışmalar yürütmesi artık bir tercih değil, ihtiyaç haline gelmiştir.
Çocuklarımızın elinden telefonu alıp kitabı vermek, onları dijital esaretten kurtarıp bilgiyle buluşturmak zorundayız. Çünkü kitap okuyan nesiller düşünen nesiller yetiştirir; düşünen nesiller ise güçlü devletlerin temelini oluşturur.
Bugün alınacak tedbirler, yarının Türkiye’sini şekillendirecektir. Eğer güçlü, bilinçli, milli ve manevi değerlerine bağlı bir gençlik istiyorsak, dijital dünyanın çocuklarımız üzerindeki kontrolsüz etkilerine karşı cesur adımlar atmalıyız.
Polonya’nın attığı bu adım dikkatle incelenmeli ve Türkiye şartlarına uygun bir model vakit kaybetmeden hayata geçirilmelidir.
Çünkü mesele sadece telefon değildir.
Mesele, Türk milletinin geleceğidir.

YORUMLAR