Bakın efendim, biz gece yastığa başımızı koyduğumuzda başka bir Türkiye’ye uyanıyoruz, sabah kalktığımızda bambaşka bir manzara ile karşılaşıyoruz. Resmi Gazete artık sadece bir bülten değil, bir “gece yarısı operasyon merkezi” haline geldi. Adalet ve İçişleri Bakanlıklarındaki o değişim, öyle “nöbet değişimi” falan denilerek geçiştirilecek bir iş değil. Bu, devletin o meşhur “çelik çekirdeğinde” yeni bir ayar yapıldığının ilanıdır. Akın Gürlek isminin Adalet’in başına gelmesi, yargıdaki sert rüzgarların dindiğinin değil, tam aksine bu rüzgarın yeni bir yöne doğru daha kararlı eseceğinin işaretidir.
Aynı anda Miçotakis Ankara’da kırmızı halıyla karşılanıyor. Bir bakıyorsunuz “Mavi Vatan” diyoruz, bir bakıyorsunuz Ege’de “bahar temizliği” yapıyoruz. Siyasetin bu kadar zikzak çizdiği bir iklimde, vatandaşın kafasının karışmaması mümkün mü? Bir gün “hasmım” dediğinle ertesi gün “dostum” diye kucaklaşıyorsan, sokaktaki insana o dünkü öfkenin hesabını nasıl vereceksin? Ama mesele sadece dış politika değil. İçerideki asıl yangın, o meşhur “anayasa değişikliği” tartışmalarıyla harlanıyor. Herkesin kendine göre bir hesabı var; biri koltuğu sağlamlaştırmak istiyor, diğeri masada yer bulmaya çalışıyor. Ama kimse sormuyor: “Bu milletin asıl derdi anayasa mı, yoksa ay sonunu getiremeyen tencere mi?”
Siyasetin bu “üst perdeden” kavgası, aşağıda, yani gerçek hayatta karşılık bulmuyor artık. Ankara kulislerinde kim kiminle el sıkışmış, kim kime operasyon çekmiş, bunlar elitlerin oyunu. Vatandaşın gündemi ise çoktan siyasetin dışına çıkmış durumda. Gençler “kim gelirse gelsin hayatım değişmiyor” umutsuzluğunda, emekli ise sadece rakamlardan ibaret görüldüğü o maaş tablosuna bakıp iç geçiriyor. Şunu herkes bilsin: Siyaset, sokağın nabzını tutmayı bıraktığı an, sadece saraylarda ve lüks binalarda yankılanan boş bir sese dönüşür. Yeni bakanlar, yeni politikalar, yeni vizyonlar… Hepsi güzel, hepsi şık. Ama adaletin kantarı doğru tartmıyorsa ve tencerede et yerine dert kaynıyorsa, yapılan her hamle sadece birer “makyaj”dan ibarettir.
Haksız mıyım?

YORUMLAR