Çocuklarınız Sizi Nasıl Hatırlayacak?
31 Mayıs Dünya Tütünsüz Günü geride kaldı.
Yine uzmanlar konuştu, istatistikler paylaşıldı, zararlar anlatıldı. Ancak bütün rakamların ve bilimsel verilerin ötesinde, hepimizin kendine sorması gereken çok daha önemli bir soru var:
Çocuklarımız bizi nasıl hatırlayacak?
Bir çocuğa gözlerini kapatıp babasını anlatmasını isteyin.
Kimi güven diyecektir.
Kimi sıcak bir kucak.
Kimi elinden tuttuğu ilk günü anlatacaktır.
Fakat bazı çocuklar için babalarını hatırlatan ilk şey ne yazık ki sigara kokusudur.
Bir çocuğun hafızasına kazınan “baba kokusunun” tütün dumanı olması düşündürücü değil mi?
Çünkü çocuklar dünyayı bizim anlattıklarımızdan çok, yaşattıklarımızla tanırlar. Babasına sarıldığında tenine sinen kokuyu, gömleğine işlemiş dumanı, saçlarına yerleşen kül izini hafızasına kaydederler.
Zaman geçer, yıllar geçer; ama o koku çoğu zaman unutulmaz.
Oysa hiçbir anne ve baba, çocuğunun hafızasında sigara dumanıyla yer almak istemez.
Ne var ki bağımlılık tam da böyle bir şeydir.
İnsan, zarar verdiğini bildiği bir alışkanlığı bazen yıllarca sürdürebilir.
Üstelik bunun bedelini yalnızca kendisi değil, en çok da sevdikleri öder.
Bugün tütün kullanımı hâlâ dünyanın en büyük halk sağlığı sorunlarından biridir. Her yıl milyonlarca insan sigaraya bağlı hastalıklar nedeniyle yaşamını kaybediyor. Buna rağmen sigara, birçok evde ve sosyal ortamda hâlâ sıradan bir alışkanlık olarak görülmeye devam ediyor.
Daha da endişe verici olan ise gençler arasındaki kullanım oranlarının yükselmesidir.
Peki çocuklar neden sigaraya başlıyor?
Bu sorunun cevabı çoğu zaman karmaşık değildir.
Çünkü görüyorlar.
Çocuklar söyleneni değil, yapılanı örnek alırlar.
Evde sigara içiliyorsa, çocuk için sigara zamanla normalleşir. Anne ya da babasının yaptığı bir davranış, onun gözünde kabul edilebilir hale gelir.
Bu nedenle sigarayla mücadele yalnızca sağlık politikalarının konusu değildir. Aynı zamanda bir rol model meselesidir.
Dumanın Sessiz Mağdurları Çocuklarımız
Sigaranın zararlarından söz edildiğinde çoğu zaman akla sigara içenler gelir. Oysa sigara içmeyen milyonlarca insan da bu dumanın etkilerine maruz kalıyor.
Bunların en savunmasız olanları ise çocuklar.
Bir çocuğun sigara içme konusunda tercihi yoktur. Ancak sigara içilen bir evde yaşayıp yaşamayacağına da kendisi karar veremez.
İşte bu nedenle pasif içicilik yalnızca sağlıkla ilgili bir konu değil, aynı zamanda ahlaki ve toplumsal bir sorumluluktur.
Bilimsel araştırmalar, sigara dumanına maruz kalan çocuklarda solunum yolu hastalıklarının, astım ataklarının, kulak enfeksiyonlarının ve çeşitli gelişim problemlerinin daha sık görüldüğünü ortaya koyuyor.
Başka bir ifadeyle, bizim birkaç dakikalık alışkanlığımız onların geleceğini etkileyebiliyor.
Bu yüzden sigarayla mücadelede yalnızca yasaklar ve cezalar yeterli değildir. Toplumun her kesiminde dumansız yaşam kültürünün güçlendirilmesi gerekir.
Çünkü mesele sadece daha uzun yaşamak değildir.
Mesele, çocuklara daha sağlıklı bir hayat bırakabilmektir.
Sevindirici olan şu ki; sigarayı bırakmak isteyen insanların sayısı her geçen gün artıyor. Sigara bırakma merkezlerine yapılan başvurular, toplumda bu konuda ciddi bir farkındalığın oluştuğunu gösteriyor.
İnsanlar bırakmak istiyor.
Asıl ihtiyaç duyulan şey ise daha fazla destek, daha fazla erişim ve daha güçlü bir toplumsal bilinçtir.
Ancak açık konuşmak gerekir:
Çocukların yanında sigara içmek normal karşılandığı sürece,
Sigara dumanı sıradan bir görüntü olmaya devam ettiği sürece,
Dumansız yaşam kültürü yeterince güçlenmediği sürece,
Hazırlanan hiçbir eylem planı tek başına yeterli olmayacaktır.
Çünkü bu mesele yalnızca sağlık değil, aynı zamanda vicdan meselesidir.
Çocuklarınız Sizi Nasıl Hatırlayacak?
Yazının başındaki soruya yeniden dönelim.
Aradan yıllar geçtiğinde çocuğunuz sizi hatırladığında aklına ilk ne gelecek?
Bir sigara dumanı mı?
Yoksa güven veren bir sarılış mı?
Belki de sigarayı bırakmak için en güçlü neden tam burada saklıdır.
Çünkü sigara yalnızca ciğerlere zarar vermez; bazen çocukların hafızasında kalmasını istediğimiz en güzel anların üzerine de gölge düşürür.
Çocuklar büyür.
Yıllar geçer.
Oyuncaklar kaybolur, fotoğraflar solar, evler değişir.
Ama çocuklukta hissedilen duygular kolay kolay unutulmaz.
Bir evlat, anne ve babasının ona nasıl baktığını, nasıl sarıldığını ve yanında kendini nasıl hissettiğini ömür boyu hatırlar.
Bugün vereceğiniz karar belki sadece sizin hayatınızı değil, çocuğunuzun hafızasında taşıyacağı sizi de değiştirecek.
Bu yüzden kendinize şu soruyu sorun:
Yıllar sonra çocuğunuz sizi hatırladığında aklına sigara dumanı mı gelecek, yoksa huzur veren bir kucak mı?
Çünkü dünyanın en güzel kokusu tütün değil;
Bir evladın güvenle sarıldığı anne ve baba kokusudur.
Ve o koku, sevgi kokmalıdır.

Ömer Karataş
Kocaeli Bağımlılıkla Mücadele ve Rehabilitasyon Derneği Yönetim Kurulu Başkanı

Ömer Başkan tebrikler. Güzel yazı oldu.