Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Dr. Elnara Madatova
Dr. Elnara Madatova

Şeki Han Sarayı’nın Türk Dünyasındaki Önemi

Ortak dil, tarih ve kültürel bağlarla şekillenen Türk Dünyası, tarih boyunca birçok medeniyetin kesişim noktası olmuş ve bu süreçte zengin bir kültürel birikim oluşturmuştur. Bu birikimin en somut yansımalarından biri mimari mirastır. Azerbaycan, Türk Dünyası’nın önemli merkezlerinden biri olarak özellikle XVIII. yüzyıl Hanlıklar dönemi mimarisiyle dikkat çekmektedir. Bu dönemin en önemli eserlerinden biri Şeki Han Sarayı’dır. Saray, yalnızca bir ikametgâh değil, aynı zamanda sosyal, sanatsal ve idari işlevleri olan bir merkezdir. Bu çalışma, Şeki Han Sarayı’nın Azerbaycan mimari mirasının temel unsurlarından biri olduğunu ve XVIII. yüzyıl saray mimarisinin gelişimini anlamada önemli bir örnek teşkil ettiğini ortaya koymaktadır.

   

Şeki Han Sarayı, XVIII. yüzyılda inşa edilmiş olup Azerbaycan’ın kuzeybatısındaki tarihi Şeki kentinde, Yukhari Baş Devlet Tarih ve Mimarlık Koruma Alanı içerisinde yer almaktadır. Saray, kale duvarları içinde konumlanmıştır. Şeki’nin tarihi merkezi ve Şeki Han Sarayı, 2019 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne dâhil edilerek evrensel kültürel miras statüsü kazanmıştır. Farklı kaynaklarda sarayın inşa tarihi konusunda çeşitli görüşler bulunmaktadır. Brockhaus ve Efron Ansiklopedik Sözlüğü’nde 1765 yılı belirtilirken, L. Bretanitsky ve A. Salamzade’nin çalışmalarında 1797 tarihi öne çıkmaktadır. Saray, Şeki Hanı Hüseyin Han tarafından yaptırılmıştır. Hüseyin Han’ın aynı zamanda Muştag mahlasıyla tanınan bir şair olduğu bilinmektedir. Bu nedenle bazı kaynaklarda saray Muştag Köşkü olarak da anılmaktadır. Yapının mimarının, ikinci katta yer alan kitabelerden hareketle Üstad Abbaskulu olduğu düşünülmektedir.

Şeki Han Sarayı, Türk-İslam mimarisinin estetik anlayışını yansıtan önemli bir yapıdır. Yapıda simetri anlayışı belirgin biçimde görülmektedir. Mekân düzeni, Türk-İslam saray mimarisi geleneğiyle uyum göstermektedir. Sarayın iç mekânları, dönemin konut mimarisiyle etkileşim içinde gelişen özgün bir karakter taşımaktadır. Sonuç olarak Şeki Han Sarayı, hem Azerbaycan mimari mirası hem de Türk Dünyası’nın ortak kültürel hafızası açısından büyük önem taşımaktadır. Yapı, yalnızca tarihî bir eser değil, aynı zamanda Türk-İslam mimarisinin estetik ve işlevsel özelliklerini yansıtan değerli bir kültür varlığıdır. Bu yönüyle Şeki Han Sarayı, XVIII. yüzyıl saray mimarisinin anlaşılmasında kilit bir örnek niteliği taşımaktadır.

XVIII. yüzyılda inşa edilen Şeki Han Sarayı, Azerbaycan’ın kuzeybatısında yer alan tarihi Şeki kentinde, Yukhari Baş Devlet Tarih ve Mimarlık Koruma Alanı sınırları içinde ve kale duvarlarının içerisinde konumlanmaktadır.Şeki’nin tarihi merkezi ve Şeki Han Sarayı, 2019 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne dâhil edilerek sadece Azerbaycan’ın değil, tüm Türk Dünyası’nın ortak kültürel mirası olarak tescillenmiştir. Bazı kaynaklarda saray için genellikle birden fazla tarih verilmektedir. Brockhaus ve Efron Ansiklopedik sözlüğünde 1765 geçmektedir. L. Bretanitsky ve A. Salamzade’nin Azerbaycan Mimarisi başlıklı eserinde ise tarihi olaylara ve sarayın inşasının kendisine atfedildiği Muhammet Hasan Han dönemine dayanarak 1797 tarihinde inşa edildiği belirtilmiştir. Şeki Hanı Hüseyin Han tarafından yaptırılan Şeki Han Sarayı, özellikle sanatsal ve dekoratif mimarisiyle dikkat çekmektedir. Hüseyin Han’ın aynı zamanda şair olması nedeniyle Muştag mahlasıyla da tanındığı bilinmektedir. Bazı kaynaklarda bu sarayın adı Muştag Köşkü olarak geçmektedir. Binanın mimarının, ikinci katta ismi yazılı olan Üstad Abbaskulu olduğu tahmin edilmektedir.

Türk-İslam mimarisinin estetik anlayışını yansıtan detaylarıyla dikkat çeken Şeki Hanlar Sarayı, yalnızca Azerbaycan için değil, tüm Türk dünyası için de önemli bir mimari mirastır. Türk mimarisinde sıkça karşılaşılan simetri anlayışı, Şeki Hanlar Sarayı’nda da belirgin şekilde kendini göstermektedir. Ayrıca, Türk-İslam saraylarına özgü mekân düzenine uygun olarak biçimlenen saray odalarının, kentin geleneksel konut tipleriyle kurduğu etkileşim bakımından da benzer bir karakter sergilediği görülmektedir.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER