ABD Ulusal İstihbarat Konseyi (NIC) tarafından kaleme alınan ve üst düzey yetkililere sunulan gizli bir rapor, İran’a yönelik askeri seçeneklerin masaya yatırıldığı bir dönemde Washington’da tartışma yarattı. Raporda, İran’daki mevcut siyasi yapının hem sınırlı hem de geniş çaplı askeri saldırı senaryolarına karşı dirençli olduğu vurgulanıyor.
Edinilen bilgiye göre, rapor ABD ve İsrail’in İran’a olası bir ortak operasyonundan yaklaşık bir hafta önce tamamlandı. Belgede, askeri müdahalenin rejimi devirmekten ziyade, bölgesel bir krizi tetikleme riski taşıdığına dikkat çekiliyor.
HURAFELER YIKILIYOR: HAMANEY SONRASI PROTOKOL DEVREDE
Raporda en çok dikkat çeken bölümlerden biri, İran’ın dini lideri Ali Hamaney’e yönelik bir suikast senaryosunu ele alıyor. Analizlere göre, 85 yaşındaki Hamaney’in öldürülmesi durumunda dahi rejim çökmüyor. Tam aksine, böyle bir durum için önceden hazırlanmış anayasal ve kurumsal protokoller devreye giriyor ve yönetimde boşluk oluşmasının önüne geçiliyor.
İstihbarat raporu, İran’da muhalefetin mevcut durumda iktidarı ele geçirme kapasitesini ise “olası görünmüyor” ifadesiyle değerlendiriyor. Bu tespit, özellikle son yıllarda İran’daki protesto dalgalarını rejim için varoluşsal bir tehdit olarak gören bazı çevrelerin tezlerini de boşa çıkarır nitelikte.
KARA HAREKATI SENARYOSU MASADA YOK
Raporda dikkat çeken bir diğer ayrıntı ise ABD kara birliklerinin katılacağı bir operasyon senaryosuna dair herhangi bir işaret bulunmaması. Bu durum, Beyaz Saray’ın İran konusunda “sonsuz savaşlara” girmek istemediği şeklinde yorumlanıyor. Uzmanlar, raporun özellikle “rejim değişikliğinin maliyet-fayda analizini” çarpıcı bir şekilde ortaya koyduğunu belirtiyor.
Beyaz Saray sözcüleri, raporun Başkan Donald Trump tarafından görülüp görülmediğine ilişkin soruları yanıtsız bırakırken, kaynaklar bu tür istihbarat belgelerinin genellikle karar alıcılara “seçeneklerin olası sonuçlarını göstermek” amacıyla sunulduğunu ifade ediyor.
Gizli raporun sızdırılması, Washington’da İran’a yönelik politika yapıcılar arasındaki görüş ayrılıklarını da su yüzüne çıkardı. Bazı çevreler raporu “askeri maceracılığa karşı uyarı” olarak okurken, bazıları ise İran’ın iç dinamiklerinin daha iyi analiz edilmesi gerektiğini savunuyor.
