Yunanistan’ın önde gelen haber sitelerinden Newsbeast, Türkiye’nin Orta Doğu’daki yükselen etkisine ilişkin dikkat çeken bir analiz yayımladı. Petros Kranias imzalı değerlendirmede, Ankara’nın Suriye ve Lübnan üzerinden bölgesel güç dengelerini yeniden şekillendirdiği vurgulanırken, “Türkiye bu yeni senaryoda yalnızca izleyen değil, oyunu şekillendirmeye çalışan bir aktör olarak konumlanıyor” ifadelerine yer verildi. Analizin en çarpıcı bölümü ise Atina’nın derin endişesini gözler önüne serdi: “Türkiye Beyrut’ta daha derin bir rol üstlenirse, Karadeniz’den Doğu Akdeniz’e uzanan nüfuz zincirine yeni bir halka eklemiş olacaktır.”
ANKARA-ŞAM-BEYRUT HATTI: BÖLGESEL DENGELERİ DEĞİŞTİRECEK STRATEJİK EKSEN
Analizde, Ankara, Şam ve Beyrut arasında oluşabilecek stratejik hattın henüz resmi bir ittifak olmadığı ancak Türkiye’nin bu denklemde giderek belirleyici bir rol üstlendiği kaydedildi. Türkiye’nin bölgesel krizleri birbirinden bağımsız olaylar olarak değil, tek bir stratejik denklem içinde değerlendirdiği vurgulanan haberde, Karadeniz’den başlayıp Suriye ve Irak üzerinden Doğu Akdeniz’e uzanan güvenlik ve enerji hattının Ankara’nın bölgesel yaklaşımının temelini oluşturduğu belirtildi. Lübnan’ın ise Türkiye açısından yalnızca kriz yaşayan bir ülke değil, aynı zamanda arabuluculuk kapasitesinin ve bölgesel nüfuzunun test edildiği kritik bir alan haline geldiği ifade edildi.
İSRAİL İÇİN YENİ STRATEJİK BASKI: “TÜRKİYE, İRAN’DAN FARKLI BİR AKTÖR”
Yunan basını, Türkiye’nin Lübnan sahasına daha aktif şekilde dahil olmasının İsrail açısından “daha karmaşık bir tablo” yaratacağını yazdı. Analizde, Tel Aviv’in Lübnan’ı bugüne kadar büyük ölçüde Hizbullah ve İran ekseninde değerlendirdiği ancak Türkiye’nin artan etkisinin yeni bir denge oluşturabileceği kaydedildi. Haberde şu kritik tespit öne çıktı: “Türkiye, İran’dan farklı olarak NATO üyesi, Batı ile ilişkileri bulunan, diplomatik ve askeri kapasitesi yüksek bir aktördür. Bu da İsrail açısından yeni bir stratejik baskı alanı anlamına geliyor.”
ATİNA’YI ASIL ENDİŞELENDİREN: DOĞU AKDENİZ’DEKİ NÜFUZ ZİNCİRİ
Analizin Yunanistan’ı en çok ilgilendiren bölümü ise Doğu Akdeniz vurgusu oldu. Haberde, Türkiye’nin Lübnan ve Suriye’deki olası etkisinin yalnızca Orta Doğu ile sınırlı kalmayacağı, bölgedeki güç dengelerini de etkileyebileceği belirtildi. “Türkiye Beyrut’ta daha derin bir rol üstlenirse, Karadeniz’den Suriye’ye, Güney Kıbrıs’tan Doğu Akdeniz ve Kuzey Afrika’ya uzanan nüfuz zincirine yeni bir halka eklemiş olacaktır” ifadeleri, Atina’nın Ankara’nın genişleyen stratejik hattına dair endişesini gözler önüne serdi.
“ANKARA SADECE İZLEMEK İSTEMİYOR, O SÜRECİ ŞEKİLLENDİRİYOR”
Analizin sonuç bölümünde Türkiye’nin bölgesel krizlerde yalnızca gözlemci olmak istemediği vurgulanarak, “Ankara, Lübnan’da yalnızca ertesi günü izlemek istemiyor. O süreci şekillendiren aktörlerden biri olmayı hedefliyor. Eğer bunu başarırsa, yalnızca Lübnan’ın değil, Doğu Akdeniz’in geleceği de farklı bir noktaya evrilebilir” değerlendirmesinde bulunuldu. Haberde ayrıca, Lübnan’ın artık yalnızca İsrail-Hizbullah geriliminin yaşandığı bir çatışma alanı olmaktan çıktığı, Beyrut’un Washington, Tahran, Tel Aviv, Ankara, Şam, Riyad, Doha ve İslamabad’ın dahil olduğu geniş çaplı jeopolitik pazarlıkların merkezinde yer aldığı kaydedildi. Yunan ve Güney Kıbrıslı yorumcuların bu gelişmeleri yakından takip ettiği belirtilirken, Ankara’nın deniz yetki alanları, enerji koridorları, askeri varlıkları ve diplomatik ilişkileri tek bir stratejik çerçevede değerlendirdiği vurgulandı.
