Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin 8’inci yıl dönümü dolayısıyla kaleme aldığı kapsamlı değerlendirmede, yüzde 50+1 kuralı ve yeni anayasa tartışmalarına ilişkin çarpıcı mesajlar verdi. 9 Temmuz 2018’de fiilen yürürlüğe giren sistemin, Türk siyasetinin kronik sorunlarına köklü çözümler getirdiğini savunan Uçum, özellikle 50+1 kuralının geçmişte siyaset üzerinden üretilmeye çalışılan toplumsal çatışmaları ve seküler-muhafazakar karşıtlığını “adeta parçalayıp attığını” ifade etti. Uçum, sistemin geliştirilmesi için yeni anayasanın önemli fırsatlar sunduğunu da vurguladı.
“50+1 KURALI KAPSAYICI SİYASETİ DEMOKRATİK MECBURİYET HALİNE GETİRDİ”
Mehmet Uçum, Cumhurbaşkanının doğrudan halk tarafından seçilmesinin seçmen iradesini sistemin merkezine yerleştirdiğini belirtti. Yüzde 50+1 şartının, siyasi partileri toplumun farklı kesimlerine yönelik daha kapsayıcı politikalar geliştirmeye zorladığını ifade eden Uçum, “Bu kural sebebiyle siyasi yelpazenin neresinde yer alırsa alsın iddialı her parti, toplumun her kesimine yönelik kapsayıcı bir siyaset geliştirmeyi bir demokratik mecburiyet olarak görmeye başladı” değerlendirmesinde bulundu. Uçum, bu durumun geçmişte siyaset üzerinden üretilmeye çalışılan toplumsal çatışmaları ve özellikle seküler-muhafazakar karşıtlığını ortadan kaldırdığını savundu.
SİSTEMİN ÜSTÜNLÜKLERİ: GÜÇLÜ İCRA, ETKİN KARAR ALMA, KOLEKTİF ÇALIŞMA
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin parlamenter modele kıyasla demokratik meşruiyet, güçlü yürütme ve karar alma süreçlerinde etkinlik açısından önemli avantajlar sağladığını belirten Uçum, halkın hem milletvekillerini hem de Cumhurbaşkanını doğrudan seçerek sistemin işleyişinde belirleyici konuma geldiğini ifade etti. Parlamenter sistemde sıkça rastlanan hükümet kurma krizlerinin tamamen ortadan kalktığını vurgulayan Uçum, kolektif çalışmanın güçlenmesi ve hükümetin zaman yönetimindeki başarısının da sistemin öne çıkan özellikleri arasında yer aldığını kaydetti.
“2023 SEÇİMLERİ SİSTEMİ SORUNLU GÖRENLERE BÜYÜK BİR DERSTİR”
2023 yılında yapılan seçimlerin sonuçlarını da değerlendiren Uçum, muhalefetin parlamenter sisteme dönüş hedefinin seçmen tarafından reddedildiğini ileri sürdü. “2023 genel seçim sonuçları sistemi ‘sorunlu’ gören odaklar için büyük bir derstir. Bu odaklar aslında sınırlandırılmış demokrasiden yanadır. Halkın iradesini kontrol altında tutan kurumsal egemenliği savunurlar” ifadelerini kullanan Uçum, halkın kendi iradesini hedef alan anti-demokratik yaklaşımlara geçit vermediğini belirtti. Uçum, halka dayanan siyaseti tercih eden ve doğru yapanların demokratik rekabette genellikle daha başarılı olduğunu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın siyasal pratiğinin de bunun çarpıcı bir delili olduğunu söyledi.
YENİ ANAYASA İLE SİSTEME GELİŞTİRME VURGUSU
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin geliştirilmesi ve yetkinleştirilmesi gereken yönlerinin de bulunduğuna dikkat çeken Uçum, yeni anayasa sürecine işaret ederek “Yeni anayasayla bu konuda ileri adımlar atılacağı öngörülebilir” dedi. Uçum, Türkiye’yi güçlendiren, demokrasiyi geliştiren ve seçmen iradesini belirleyici hale getiren sistemin uygulamaya geçişinin 8’inci yıl dönümünü kutlayarak değerlendirmesini sonlandırdı.
