Süleymancılar cemaatinin eski lideri ve eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un 2016 yılındaki şüpheli ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada çarpıcı gelişmeler yaşanıyor. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen geniş kapsamlı soruşturmada, olayla bağlantılı şüpheliler hakkında üç ayrı iddianame hazırlandı.
DENİZOLGUN’UN TELEFONU KAYBOLDU
İddianamede, Denizolgun’un ölümünden sonra telefonunun parmak izi incelemesinden geçirildiği ve mahkeme kararıyla ablası Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş‘e teslim edilmesinin kararlaştırıldığı belirtildi. Telefonun da aralarında bulunduğu eşyaların konulduğu çuvalın Kuriş’in avukatı Abdurrahim Çelik‘e verildiği, Çelik’in ise Hilmi Tuna Kuriş‘in yönlendirmesiyle çuvalı Kısıklı’daki eve götürdüğünü ve burada çalışan bir kişiye teslim ettiğini söylediği aktarıldı.
Söz konusu telefon üzerinde olay sonrasında herhangi bir teknik veya bilirkişi incelemesi yapılmadığı kaydedildi. İddianamede, delil niteliğindeki telefonun şüpheliler tarafından teslim alınmasına rağmen ortadan kaldırıldığı belirtilerek, eylemin “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” kapsamında değerlendirildiği aktarıldı.
DOKTOR DEMİRKOL’UN BEYANLARI ÇELİŞTİ
Denizolgun’un doktoru Nurettin Demirkol hakkında hazırlanan iddianamede, olay günü ve sonrasına ilişkin beyanları ile soruşturma kapsamında elde edilen kayıtlar arasındaki farklılıklara dikkat çekildi. Demirkol’un polisleri kimin aradığını bilmediğini söylemesine rağmen 155 acil çağrı ihbarı çözüm tutanağı ve olay yerine giden polis memurunun ifadesinin, çağrıyı Demirkol’un yaptığını ortaya koyduğu belirtildi.
İddianamede ayrıca Demirkol’un Denizolgun’un özel doktoru olmamasına rağmen polis memuruna, olay yeri inceleme görevlisine ve 155 ihbarında kendisini maktulün özel doktoru olarak tanıttığı ifade edildi. Demirkol’un olay günü Kısıklı’daki ikametinde bulunduğunu beyan ettiği ancak HTS kayıtlarında Kısıklı’da bulunmadığının tespit edildiği belirtildi. Demirkol için “yalan tanıklık” suçundan 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası istendi.
ADLİ TIP GÖREVLİLERİNE SAHTECİLİK SUÇLAMASI
Hazırlanan üçüncü iddianamede ise İstanbul Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesi Başkanvekili İsmail Çoban, zabıt katibi Çağdaş Köse ve kayıtların muhafaza edildiği fotoğrafhane görevlisi Samet Çalışkan hakkında suçlama yöneltildi. İddianamede, Denizolgun’un otopsisine ait video kaydının bulunmasına rağmen üç şüphelinin başsavcılığın gönderdiği müzekkereye kaydın mevcut olmadığı yönünde gerçeğe aykırı cevap verdikleri belirtildi. Şüphelilerin bu nedenle “kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği” suçundan 3 yıldan 8 yıla kadar hapisle cezalandırılmaları istendi.
SORUŞTURMANIN GEÇMİŞİ
Arif Ahmet Denizolgun, 2000 yılında Süleymancılar olarak bilinen cemaatin başına geçmiş, 27 Eylül 2016’da Beykoz’daki evinde ölü bulunmuştu. Ölümünün ardından cemaatin başına yeğeni Alihan Kuriş geçmişti. Denizolgun’un diğer yeğeni Fatih Süleyman Denizolgun‘un, amcasının öldürüldüğü yönündeki iddiası üzerine Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatılmış, Denizolgun’un mezarı açılarak numuneler alınmış ve çok sayıda kişi hakkında işlem yapılmıştı. Alihan Kuriş de bu soruşturma kapsamında tutuklanmıştı.
