Orta Doğu’daki savaşın Türkiye ekonomisine yansımalarını değerlendiren gazeteci Şamil Tayyar, akaryakıt fiyatlarındaki artışın zincirleme zamları tetiklediğini, bu durumun asgari ücretli, memur ve emeklilerin alım gücünü erittiğini belirtti. Tayyar, “Böyle giderse temmuz ayında ikinci kez asgari ücret artırılma ihtimali doğar” diyerek ara zam beklentisini güçlendirdi. İşte açıklamaların perde arkası ve ekonomik tablonun detayları…
JEOPOLİTİK GERİLİMİN EKONOMİYE YANSIMASI
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik başlattığı savaşın doğrudan etkileri, küresel enerji piyasalarında dalgalanmalara yol açıyor. Tayyar, TGRT Haber ekranlarında yayınlanan Medya Kritik programında, bu jeopolitik gelişmenin Türkiye’yi enerji maliyetleri üzerinden vurduğunu vurguladı:
“Petrol fiyatları yükseldikçe akaryakıta gelen zamlar zincirleme bir etki yaratıyor. Ulaşım, üretim, gıda, lojistik… Her kalemde maliyetler artıyor. Bu da ocak ayından itibaren enflasyonu besleyen en önemli unsurlardan biri haline geldi.”
Enerji arzındaki belirsizlik ve Körfez bölgesindeki gerginlik, Brent petrol fiyatlarını son haftalarda kritik eşiklerin üzerine taşıdı. Akaryakıt fiyatlarına yapılan peş peşe zamlar, hem doğrudan hem de dolaylı olarak tüketici fiyatlarına yansıdı. Tayyar’a göre bu tablo, “eşel mobil sisteminin” dahi yetersiz kaldığı bir noktaya gelindiğini gösteriyor.
MAAŞLARDA ERİME VE ALIM GÜCÜ DARBESİ
Gazeteci, çalışan kesimin yaşadığı reel kaybı net ifadelerle ortaya koydu:
“Ocak ayından temmuz ayına kadar çalışanların maaşında çok ciddi bir erime söz konusu olacak. Fiyatlar inanılmaz derecede artacak. Asgari ücretliler, memurlar, emekliler daha fazla talepte bulunacak.”
Tayyar, özellikle asgari ücretliler ve emeklilerin bu süreçten orantısız şekilde etkilendiğini belirtti. Ocak ayında belirlenen asgari ücret (net 22.104 TL) ve emekli maaşlarındaki artışlar, artan enflasyon ve kur baskısı karşısında hızla eridi. Merkez Bankası’nın yılın ilk enflasyon raporlarında yaptığı yukarı yönlü revizyonlar, yıl ortasına kadar fiyat artışlarının hız kesmeyeceğine işaret ediyor.
Bu durum, dar gelirli kesimlerin yaşam koşullarını doğrudan tehdit ederken, sosyal baskı mekanizmalarının harekete geçmesine zemin hazırlıyor.
TEMMUZ’DA ARA ZAM İHTİMALİ: SİYASİ VE EKONOMİK DİNAMİKLER
Şamil Tayyar’ın en dikkat çeken vurgusu, “ara zam” ihtimalinin artık bir beklenti olmaktan çıkıp siyasetin gündemine oturması gerektiği yönünde:
“Böyle giderse, fiyatlar artmaya devam ederse temmuz ayında ikinci kez asgari ücretin artırılma ihtimalinin doğacağını düşünüyorum. Hükümet yapar veya yapmaz o ayrı bir şey ama bu konudaki baskıların artacağını düşünüyorum.”
Tayyar, ara zam talebinin sadece ekonomik bir gereklilik değil, aynı zamanda siyasi bir zorunluluk haline geldiğini ima ediyor. Değerlendirmesinde üç önemli unsur öne çıkıyor:
- Seçmen kitlesinin büyüklüğü: 17,7 milyon emekli ve 8 milyonu aşkın asgari ücretli çalışan, toplamda yaklaşık 26 milyon seçmeni doğrudan ilgilendiren bir kitle.
- Örgütlenme kapasitesi: Emeklilerin son dönemde sosyal medya ve sivil toplum aracılığıyla taleplerini daha güçlü şekilde dile getirmesi.
- Yerel seçim sonrası siyasi tablo: Tayyar’ın vurguladığı gibi, “sandığı en derinden etkileyecek kitle” olarak görülen bu grupların siyasi partiler üzerindeki baskısı artıyor.
EŞEL MOBİL VE MALİYET ENFLASYONU TARTIŞMASI
Gazeteci, akaryakıt zamlarının etkisini hafifletmek için uygulamaya konulan eşel mobil sistemine de değindi. Bu sistem, akaryakıt üzerindeki ÖTV ve KDV’nin belirli bir formülle düzenlenmesini öngörüyor. Ancak Tayyar, bu mekanizmanın artık yetersiz kaldığını belirtti:
“Eşel mobil sistemine geçerken kendi gelir kalemlerinizden yani vergiden vazgeçiyorsunuz. Bugün o bile yetmez hale geldi ve daha fazla zam yapıldı.”
Sistemin devreye alınmasına rağmen akaryakıt fiyatlarının artmaya devam etmesi, enerji maliyetlerindeki yükselişin boyutunu gözler önüne seriyor. Tayyar’a göre bu durum, hükümetin vergi gelirlerinden feragat ederek bile fiyat artışını engelleyemediği bir noktaya gelindiğini gösteriyor.
SİYASİ BASKI VE SANDIK DİNAMİĞİ
Şamil Tayyar’ın analizinde en çarpıcı bölüm, siyasi baskı mekanizmalarının işleyişine dair yaptığı değerlendirme:
“Sonuçta sandığı en derinden etkileyecek kitle bunlar. 17.7 milyon emekliden bahsediyoruz. Ve bunların tamamı seçmen. Son dönemde ciddi biçimde örgütlendiler ve kamuoyunu etkileme potansiyelleri de hayli arttı. Bu çevrelerden gelecek yoğun baskıların siyaset üzerindeki etkisini önümüzdeki dönemde daha fazla yaşamaya başlayacağız.”
Bu ifadeler, emekli ve asgari ücretli kesimin yalnızca sosyal bir kitle olmadığını, aynı zamanda seçim davranışlarını doğrudan belirleyen bir “seçmen bloğu” haline geldiğini ortaya koyuyor. Yerel seçimlerin üzerinden bir yıl geçmişken, gözler 2028 genel seçimlerine çevrilmiş durumda. Tayyar, hükümetin bu baskıyı göz ardı etmesinin siyasi maliyetinin yüksek olacağını ima ediyor.
ARA ZAM KAÇINILMAZ MI?
Şamil Tayyar’ın açıklamaları, ekonomi yönetiminin önünde duran hassas denklemi özetliyor: Bir yanda enflasyonla mücadele ve mali disiplin, diğer yanda dar gelirli kesimlerin alım gücünü koruma zorunluluğu.
Temmuz ayında yapılacak olası bir ara zam, sadece asgari ücreti değil, emekli aylıklarını ve memur maaşlarını da dolaylı yoldan etkileyecek bir adım olacak. Tayyar’ın vurguladığı gibi, bu adımın atılıp atılmayacağı henüz net değil; ancak baskıların artarak devam edeceği kesin.
Ekonomi çevreleri, önümüzdeki iki ay içinde enflasyon verileri ve akaryakıt fiyatlarındaki seyrin, ara zam kararında belirleyici olacağını düşünüyor. Şamil Tayyar’ın analizi, bu sürecin sadece bir “maaş ayarlaması” değil, aynı zamanda siyasi bir kriz yönetimi olduğunu ortaya koyuyor.
