1821’de Mora’da katledilen Türklerin ve Müslümanların hatırası yaşatılmalıdır
23 Eylül 1821…
Bu tarih, yalnızca Türk tarihinin değil, insanlık tarihinin de unutulmaması gereken acı sayfalarından biridir.
Mora Yarımadası’ndaki Tripoliçe’nin düşmesinin ardından binlerce Müslüman Türk, Arnavut ve Yahudi katledildi. Kadın, çocuk ve yaşlıların da hedef olduğu katliam, dönemin tanıklıkları ve tarih araştırmalarıyla kayıt altına alınmıştır. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı da 23 Eylül 1821 Tripoliçe Katliamı’nı, Mora’daki Müslüman Türklerin kitlesel biçimde öldürülmesi olarak tanımlamış ve olayı tarihe kara bir leke olarak nitelemiştir.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da 23 Eylül 2022’de yaptığı açıklamada, Tripoliçe’de öldürülen Müslüman Türkleri, Arnavutları ve Yahudileri anarak, “unutmadık, unutmayacağız” mesajı vermiştir.
Bugün artık mesele sadece geçmişi hatırlamak değildir.
Mesele, tarihin hafızasını korumaktır.
Bir milletin yaşadığı acıyı anması, başka milletlere düşmanlık değildir.
Bir katliamın kurbanlarını hatırlamak, yeni düşmanlıklar üretmek değildir.
Tam tersine…
Unutmamak, insanlık adına bir sorumluluktur.
BU YIL BAŞLASIN!
Turan Elleri Ozanlar Yazarlar Şairler Aydınlar Derneği (TOYŞAD) olarak çağrımız açıktır:
23 Eylül, “Tripoliçe Soykırımı ve Yunanistan Anakarasındaki Türklerin Anma Günü” olarak ulusal düzeyde kabul edilmeli ve anma programları bu yıl, 23 Eylül 2026 itibarıyla başlatılmalıdır.
Bu çağrı, yalnızca Türkiye’ye değil;
Türk dünyasına,
Mora’dan sürülen Türklerin torunlarına,
Balkan Türklerine,
tarih ve insan hakları araştırmacılarına
ve vicdan sahibi herkese yapılmaktadır.
Çünkü tarih yalnızca kazananların yazdığı bir metin değildir.
Tarih, hayatını kaybedenlerin de hafızasıdır.
TRİPOLİÇE’NİN HATIRASI YAŞATILMALIDIR
Türk Tarih Kurumu tarafından yayımlanan çalışmalarda Tripoliçe’nin kuşatılması, teslim görüşmeleri ve sonrasında yaşananlar ayrıntılı biçimde ele alınmaktadır.
Trakya Üniversitesi Balkan Araştırma Enstitüsü’nün çalışmalarında da Tripoliçe’nin düşüşünün ardından şehirdeki Müslüman halka yönelik katliamın, Yunan ve Avrupalı tanıkların anlatımları ile Yunan tarihçilerinin eserleri üzerinden incelendiği görülmektedir.
Dolayısıyla yapılması gereken geçmişi siyasi hesaplaşmaların malzemesi yapmak değil;
belgeleri ortaya koymak, kurbanları anmak ve tarihi hafızayı gelecek nesillere aktarmaktır.
Bizim talebimiz budur.
BİR ANMA GÜNÜ, BİR HAFIZA BORCUDUR
Türkiye Cumhuriyeti;
Çanakkale’yi,
Sarıkamış’ı,
Kırım’ı,
Kafkasya’yı,
Balkanlar’ı,
Ahıska’yı,
Kıbrıs’ı
ve Türk milletinin yaşadığı nice acıyı nasıl hatırlıyorsa, Tripoliçe’yi de hatırlamalıdır.
Çünkü unutulan tarih, tekrar yazılmaya müsait hale gelir.
23 Eylül yalnızca bir tarih olarak takvimde durmamalıdır.
Okullarda anlatılmalı.
Üniversitelerde araştırılmalı.
Belgeseller hazırlanmalı.
Arşivler açılmalı.
Şehitlerin ve katledilen sivillerin isimleri araştırılmalı.
Ve gelecek kuşaklara şu mesaj verilmelidir:
İnsan hayatının milliyeti olmaz. Katliamın bahanesi olmaz. Tarihin kurbanı unutulmaz.
ÇAĞRIMIZDIR!
Buradan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne, ilgili kamu kurumlarına, Türk dünyasının kuruluşlarına, üniversitelere, tarihçilere ve sivil toplum kuruluşlarına çağrıda bulunuyoruz:
23 Eylül, Tripoliçe’de katledilen Türklerin ve diğer Müslümanların hatırasına ithafen ulusal bir anma günü olarak kabul edilsin.
Ve bu anma;
23 Eylül 2026’da başlasın.
Çünkü 1821’de susturulanların sesi bugün hâlâ bize ulaşıyor.
Biz o sesi duyuyoruz.
Ve diyoruz ki:
TRİPOLİÇE UNUTULMAYACAK!
23 EYLÜL, TARİHİN HAFIZASINDA YAŞAYACAK!
UNUTMAYACAĞIZ, UNUTTURMAYACAĞIZ!
Turan Elleri Ozanlar Yazarlar Şairler Aydınlar Derneği (TOYŞAD)
“Dilde, fikirde, işte birlik.”

