Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Washington’un Tahran Stratejisi Neden Tıkandı? CIA Raporu Çarpıcı Ayrıntıları Ortaya Döktü

ABD’nin İran’a yönelik hava saldırıları hedefleri vurdu ancak Beyaz Saray’ın beklediği sonuç bir türlü gelmedi. CIA’nın son istihbarat değerlendirmesi, Washington’un Tahran’ı diz çöktürme planının neden işlemediğini tüm çıplaklığıyla ortaya koyarken, Başkan Donald Trump yönetiminin önündeki en büyük siyasi ve askeri açmazı da gözler önüne serdi.

ABD'nin İran'a yönelik hava saldırıları hedefleri vurdu ancak Beyaz Saray'ın

Amerikan bombaları İran semalarında patlamaya devam ediyor ancak Tahran yönetimi masaya oturmaya henüz yanaşmıyor. The Washington Post’un mevcut ve eski ABD’li yetkililere dayandırdığı habere göre, CIA ve diğer Amerikan istihbarat kurumları, son hava saldırılarının İran’ın müzakere pozisyonunu değiştirmeye yetmediğini ve iki ülke arasında uzun süreli bir “çıkmaz”ın kaçınılmaz olduğunu raporladı. İşte Beyaz Saray’ın kabusu haline gelen bu raporun satır araları…

CIA’DAN SOĞUK DUŞ: “İRAN GERİ ADIM ATMAYACAK”

ABD’li istihbarat analistlerinin üst düzey yetkililerle paylaştığı değerlendirmeye göre, Tahran yönetimi nükleer program başta olmak üzere temel konularda taviz vermeye niyetli değil. Raporda, İran’ın üst düzey komutanlarını ve önemli ölçüde askeri kapasitesini kaybetmesine rağmen dayanıklılığını koruduğu ve direniş kararlılığını sürdürdüğü vurgulandı.

Analistler, kısa vadede ne tam anlamıyla bir barış ne de topyekun bir savaş beklendiğini, tarafların savaş ile diplomasi arasında gidip gelen uzun soluklu bir “belirsizlik” dönemine girdiğini ifade etti. Bu durum, Washington’un Tahran’ı baskı altına alma stratejisinin ciddi bir sorgulamaya tabi tutulmasına neden oluyor.

TRUMP’IN İKİLEMİ: SALDIRI ARTAR AMA SONUÇ DEĞİŞMEZ Mİ?

Haberde, şubat ayı sonunda İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile birlikte başlatılan askeri sürecin giderek genişlediği ancak sahada belirgin bir sonuç üretmediği belirtildi. ABD’nin saldırıları artırmasının savaşın çıkmaza girmesine yol açtığı değerlendirilirken, olası bir kara harekatı gibi yeni adımların Trump açısından hem siyasi risk taşıdığı hem de kesin askeri başarı garantisi vermediği ifade ediliyor.

Beyaz Saray, bir yandan İran’a yönelik askeri baskıyı tırmandırırken diğer yandan bu politikadan elde edilecek stratejik kazanımların belirsizliğiyle karşı karşıya. Bu ikilem, Trump yönetiminin Orta Doğu politikasında yeni bir yol haritası arayışını da beraberinde getiriyor.

DOKUZ GECE BOYUNCA BOMBARDIMAN, ONUNCU DALGA BAŞLADI

Gerilim, Ürdün’deki bir hava üssüne düzenlenen ve iki Amerikan askerinin hayatını kaybetmesine neden olan İran saldırısının ardından zirveye tırmandı. CENTCOM, bu saldırının hemen ardından İran’a yönelik geniş çaplı bir operasyon başlattı. ABD ordusu, İran’ı art arda dokuz gece boyunca bombalarken, onuncu dalganın da devrede olduğu duyuruldu.

İran ise bu saldırılara karşılık yeni füze ve insansız hava aracı saldırıları düzenlemeye çalışırken, Kuveyt ve Bahreyn üzerinden gelen hava saldırılarını engellediğini açıkladı. Karşılıklı vuruşlar, bölgeyi daha geniş çaplı bir savaşın eşiğine getirmiş durumda.

HUSİLERİN SUUDİ ARABİSTAN’A DENİZ ABLUKASI TEHDİDİ

Çatışma yalnızca İran-ABD hattıyla sınırlı kalmıyor. İran destekli Husiler, Suudi Arabistan’a yönelik deniz ablukası ilan edeceklerini duyurarak, küresel enerji ticaretinin kalbi olan Babülmendep Boğazı’nı hedef aldı. Bu hamle, Kızıldeniz üzerinden Süveyş Kanalı’na uzanan kritik deniz yolunu tehdit ederken, Suudi Arabistan’ı da doğrudan çatışmanın içine çekme riski taşıyor.

Washington’un bu gelişmeyi “bölgesel bir tehdit” olarak değerlendirdiği ve gerekli önlemleri alacağını açıkladığı öğrenilirken, Orta Doğu’daki dengelerin daha da karmaşık bir hal alacağı yorumları yapılıyor.

DİPLOMASİ KAPISI ARALANIYOR MU?

Tüm bu askeri gerilime rağmen, hem Washington hem de Tahran’dan diplomatik temaslara açık olduklarına dair sinyaller geliyor. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, Katar’daki arabulucular üzerinden ABD ile mesaj alışverişinde bulunduklarını doğrularken, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da Washington’un diplomatik çözüme sıcak baktığını ancak Tahran’daki sertlik yanlılarının süreci tıkadığını savundu.

Bu durum, iki ülkenin de tam anlamıyla savaşı göze alamadığı, ancak ateşkesin de kırılgan olduğu bir ortamda “mecburi diplomasi”nin kapısını aralıyor.

ATEŞKES ÇÖKTÜ, ÇATIŞMALAR YENİDEN ALEVLENDİ

Nisan ayında taraflar, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması ve çatışmaların durdurulması amacıyla bir ateşkes anlaşmasına varmış, temel anlaşmazlıkların çözümü ise ileri tarihli müzakerelere bırakılmıştı. Ancak Hürmüz Boğazı’nın kontrolü konusunda yaşanan anlaşmazlık, ateşkesin kısa sürede çökmesine ve çatışmaların yeniden başlamasına neden oldu.

CIA’nın mayıs ayında hazırladığı ayrı bir analizde, İran’ın olası bir ABD deniz ablukasına rağmen üç ila dört ay boyunca ekonomik olarak ayakta kalabileceği sonucu, Washington’un Tahran’ı baskı altına alma stratejisinin ne kadar zorlu olduğunu bir kez daha gösteriyor.