Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Arif Ahmet Denizolgun’un Şüpheli Ölümünde 10 Yıl Sonra Deprem: Doktor Demirkol Tutuklandı

Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un 2016’daki şüpheli ölümüne ilişkin soruşturmada kritik gelişme: Olay yerindeki doktor Nurettin Demirkol, “yalan tanıklık” suçundan tutuklandı. Demirkol’un ifadeleri, 155 ihbar kayıtları ve HTS verileriyle taban tabana zıt çıkarken, mahkemede “hatırlamıyorum” savunması yapan doktorun cezaevine gönderilmesine karar verildi.

Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un 2016’daki şüpheli ölümüne ilişkin

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, Eylül 2016’da hayatını kaybeden eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un ölümüne ilişkin yürüttüğü soruşturmada flaş bir gelişme yaşandı. Soruşturmayı derinleştiren savcılık, olay günü Denizolgun’un yanında bulunan ve ilk ifadesini tanık olarak veren doktor Nurettin Demirkol’un beyanlarıyla resmi kayıtlar arasındaki çelişkileri tespit etti. Bunun üzerine Demirkol, “yalan tanıklık” suçlamasıyla tutuklanarak cezaevine gönderildi.

KRİTİK EŞİK AŞILDI: DEMİRKOL TUTUKLANDI

Soruşturmanın seyrini değiştiren en önemli adım, Demirkol’un Bakırköy 3. Sulh Ceza Hakimliği’ndeki sorgusunda yaşandı. Savcılık, doktorun ilk ifadesindeki “ihbarı kimin yaptığını bilmiyorum” beyanının gerçeği yansıtmadığını ortaya koydu. Mahkeme, kolluk tutanakları, tanık anlatımları ve HTS raporlarındaki çelişkileri değerlendirerek Demirkol’un adaleti yanıltmaya çalıştığı sonucuna vardı ve tutuklama kararı verdi.

155 İHBAR KAYDIYLA YALAN ÇÜRÜDÜ

Soruşturma dosyasına giren 8 Eylül 2016 tarihli 155 Acil Çağrı çözüm tutanağı, Demirkol’un ifadelerini geçersiz kıldı. Demirkol daha önce, polis ve sağlık ekiplerine ihbarı kimin yaptığını bilmediğini iddia etmişti. Ancak Riva Polis Merkezi Amirliği’nin hazırladığı tutanak, ihbarın bizzat Demirkol’un cep telefonundan yapıldığını ve arayan kişinin kendisini “aile hekimi” olarak tanıttığını gösterdi.

Daha da önemlisi, Demirkol’un ihbar sırasında ölümü “şüpheli, beklenmedik ani bir ölüm” olarak nitelendirdiği ve “hâkimin, savcının görmesi gerekiyor” dediği kayda geçti. Bu ifadeler, doktorun olayın başından itibaren durumu şüpheli gördüğünü ancak sonradan farklı bir savunma geliştirdiğini ortaya koydu.

HTS KAYITLARI: BAZ SİNYALİ YALANLADI, KURİŞ BAĞLANTISI ORTAYA ÇIKTI

Demirkol’un olay günü Kısıklı’daki evinde olduğu iddiası da HTS kayıtlarıyla çürütüldü. 6-8 Eylül 2016 tarihleri arasında Kısıklı bölgesinde hiçbir baz kaydı tespit edilmezken, Demirkol’un Denizolgun’un öldüğünü anladığı anın hemen ardından Hisar Hastanesi ve cemaatin önde gelen isimlerinden Hilmi Tuna Kuriş ile ardışık telefon trafiği yaşadığı saptandı.

Demirkol, bu somut veriler karşısında yalnızca “hatırlamıyorum” savunmasını tekrarlayabildi.

YENİ BOYUT: OLAY YERİNDEKİ GİZEMLİ İSİMLER

Soruşturma dosyasındaki başka bir tanık ifadesi ise olay yerinde dikkat çeken isimlerin varlığını gündeme getirdi. Tanık anlatımına göre, adli tabibin inceleme yaptığı sırada doktorun yanında bir avukat bulunuyordu. Ayrıca cemaatin mevcut lideri Alihan KurişAhmet Yum ve Ahmet Gökçen gibi isimlerin de olay yerine geldiği iddia edildi. Soruşturma birimleri, Demirkol ile avukat Ahmet Yum arasında 8 Eylül sabahı bir telefon görüşmesi yapıldığını da tespit etti.

MAHKEMEDE SAVUNMA TUTMADI

Mahkemedeki son sorgusunda suçlamaları reddeden Nurettin Demirkol, olayın üzerinden yaklaşık 10 yıl geçtiğini, migren rahatsızlığı nedeniyle ilaçlarını alamadığını ve bu nedenle baskı altında hissettiğini ileri sürdü. Ayrıca Denizolgun’un cesedini bulduğunda ağzında şüpheli bir sızıntı ve ölüm morlukları gördüğünü de ifade etti. Ancak bu savunmalar, dosyadaki ezber bozan deliller karşısında yetersiz kaldı.

HAKİMLİK TUTUKLAMA KARARI VERDİ

Bakırköy 3. Sulh Ceza Hakimliği; kolluk tutanakları, tanık beyanları ve HTS raporlarındaki çelişkileri göz önünde bulundurarak, şüphelinin adaleti yanıltmaya çalıştığına ve dosyada kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin bulunduğuna hükmetti. Demirkol, “yalan tanıklık” suçundan tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Başsavcılığın Denizolgun’un şüpheli ölümüne ilişkin soruşturması, yeni tanık ifadeleri ve deliller ışığında çok yönlü olarak derinleştiriliyor. Kamuoyu, 10 yıl önceki bu gizemli ölümün aydınlatılması için gözlerini adliyeye çevirmiş durumda.