TBMM Genel Kurulu’nda 467 oyla kabul edilen ‘Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun’ sonrası siyasi partilerden değerlendirmeler gelmeye devam ediyor. Yeni Yüzyıl Partisi Genel Başkanı Mehmet Ali Arslan, yasaya ilişkin kapsamlı bir açıklama yaparak, sürecin doğru anlaşılması ve hukuki çerçevenin eşitlik ilkesiyle yürütülmesi gerektiğine dikkat çekti.
“DEVLET VATANDAŞIYLA BARIŞMALI, ANCAK ADALETİN ÖLÇÜSÜ EŞİTLİK OLMALIDIR”
Mehmet Ali Arslan, Türkiye’nin uzun yıllardır yaşadığı toplumsal sorunların geride bırakılması ve yeni bir toplumsal birlik ortamının oluşturulmasının önemli olduğunu belirterek, hukuki düzenlemelerin belirli bir örgüt veya kesim üzerinden tartışılmasının yanlış olacağını ifade etti. Arslan şöyle konuştu:
“Devletin kendi vatandaşlarıyla kucaklaşmasını, toplumsal barışı güçlendirmesini ve geçmişten kalan sorunları hukuk içerisinde çözmesini son derece kıymetli buluyoruz. Ancak bu süreç kesinlikle PKK’ya veya herhangi bir örgüte özel af çıkarılıyormuş gibi topluma yansıtılmamalıdır. Çünkü hukuk kişiye, gruba veya örgüte göre değil; herkese eşit uygulanmak zorundadır.”
“KANUN ÇIKIYORSA HERKES İÇİN ÇIKAR”
Yapılacak düzenlemelerin hukukun genellik ve eşitlik ilkeleri çerçevesinde ele alınması gerektiğini vurgulayan Arslan, aynı hukuki durumda bulunan vatandaşlar arasında ayrım oluşturulmaması gerektiğini söyledi:
“Bir kanuni düzenleme yapılıyorsa bunun temelinde eşitlik ve adalet bulunmalıdır. Devlet bir kesime başka, diğer vatandaşına başka hukuk uyguladığı görüntüsü vermemelidir. Düzenlemelerin kapsamı ve uygulanması Anayasa’nın eşitlik ilkesi başta olmak üzere hukuk devletinin temel esaslarıyla uyumlu olmalıdır.”
“BU DÜZENLEMEYİ SADECE PKK ÜZERİNDEN OKUMAK YANILTICI OLUR”
Arslan, kamuoyunda çıkacak yasaların yalnızca belirli bir kesimi, açık ifadeyle PKK mensuplarını kapsayacağı yönündeki değerlendirmelerin düzenlemenin bütününü yansıtmadığını belirterek, meselenin daha geniş bir hukuk ve toplumsal barış perspektifinden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi:
“Çıkacak yasaların yalnızca bir kesimi, adını açıkça koymak gerekirse PKK’yı kapsayacağı yönündeki değerlendirmeler kamuoyunu yanıltabilir. Biz bu sürecin arkasında esas itibarıyla devletin kendi milletiyle hukuk zemininde barışmasını ve toplumsal normalleşmeyi güçlendirmesini amaçlayan daha geniş bir irade bulunduğunu düşünüyoruz. Önümüzdeki günlerde düzenlemelerin kapsamı netleştikçe bunu hep birlikte daha açık biçimde göreceğiz.”
Arslan, kanuni düzenlemeler yürürlüğe girdikten sonra hukuk önünde eşitlik ilkesinin doğal sonuçlarının da ortaya çıkacağını ifade ederek şöyle devam etti:
“Kanun yürürlüğe girdikten sonra Anayasa’nın eşitlik ilkesi ve kişilerin hukuk karşısındaki eşit hakları çerçevesinde, aynı hukuki şartları taşıyan başka hükümlülerin de bu düzenlemelerden yararlanabilmesinin yolu gündeme gelecektir. Dolayısıyla meseleyi yalnızca tek bir yapı veya tek bir kesim üzerinden değerlendirmek doğru değildir. Şartları kanunen oluşan farklı dosyalardaki birçok hükümlünün de bu düzenlemelerin kapsamı ve yargısal değerlendirmeler doğrultusunda tahliye imkânından yararlanması söz konusu olabilecektir.”
“YAKIN SÜREÇTE DAHA KAPSAMLI DÜZENLEMELERİN GÜNDEME GELMESİNİ BEKLİYORUZ”
Arslan, gündeme gelecek düzenlemelerin yalnızca bugünkü tartışmalar üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, ceza ve infaz sistemindeki diğer mağduriyetlerin de ele alınması gerektiğini ifade etti:
“Bugün atılacak hukuki bir adımın yarın benzer durumda bulunan diğer vatandaşlarımız açısından da adalet ve eşitlik ilkeleri çerçevesinde değerlendirilmesi kaçınılmazdır. Toplumun tamamını kuşatan bir hukuk anlayışına ihtiyaç bulunmaktadır.”
“CEZAEVİNDEN ÇIKARMAK YETMEZ, SOSYAL HAYATA DA KAZANDIRMAK GEREKİR”
Arslan, yapılacak infaz ve tahliye düzenlemelerinin yalnızca cezaevlerinin kapısını açmakla sınırlı kalmaması gerektiğine özellikle dikkat çekti. Uzun yıllar cezaevinde kaldıktan sonra tahliye edilecek kişilerin iş, barınma, mesleki yeterlilik ve toplumsal uyum konularında ciddi sorunlarla karşılaşabileceğini belirten Arslan, gerekli sosyal destek mekanizmalarının düzenlemeyle birlikte düşünülmesi gerektiğini ifade etti:
“Yapılacak düzenlemeler sonucunda tahliye edilecek mahkûmlar için de gerekli hazırlıklar yapılmalıdır. Bir insanı yıllar sonra cezaevinden çıkarıp hiçbir imkân sunmadan kendi hâline bırakmak, sorunu çözmek yerine yeni sorunların ortaya çıkmasına neden olabilir. İş bulamayan, barınma imkânına ulaşamayan ve sosyal hayata adapte olamayan insanların başıboşluk içerisinde bırakılması hem tahliye edilen kişi hem ailesi hem de toplum açısından ikinci bir mağduriyet meydana getirebilir.”
Arslan, bu nedenle tahliye sonrası sürecin kamu kurumları, yerel yönetimler ve ilgili sosyal destek mekanizmalarıyla birlikte yürütülmesini önererek şu değerlendirmede bulundu:
“Tahliye edilen vatandaşlarımızın meslek edinmelerine, iş hayatına katılmalarına, gerektiğinde barınma ve sosyal destek imkânlarına ulaşmalarına yardımcı olacak bir sistem kurulmalıdır. Devlet yalnızca cezanın infazıyla değil, cezasını tamamlayan veya düzenlemeden yararlanarak tahliye edilen kişinin yeniden topluma kazandırılmasıyla da ilgilenmelidir. Gerçek rehabilitasyon, cezaevi kapısında sona ermez.”
“BARIŞIN ADI AYRICALIK DEĞİL, ADALET OLMALIDIR”
Yeni Yüzyıl Partisi Genel Başkanı Mehmet Ali Arslan açıklamasını şu ifadelerle tamamladı:
“Biz ülkemizde silahların değil hukukun konuşmasını, devlet ile millet arasındaki bağların güçlenmesini istiyoruz. Bu süreci yalnızca PKK üzerinden okumak yerine, devletin kendi milletiyle hukuk ve adalet zemininde kucaklaşmasının bir parçası olarak değerlendirmek gerekir. Ancak toplumsal barışın yolu bir kesime ayrıcalık tanınmasından değil, bütün vatandaşların hukuk karşısında eşit olduğuna inanmasından geçer. Terörle mücadelede devletimizin ve milletimizin hassasiyetleri korunurken hukuk devletinin eşitlik ilkesi de tavizsiz şekilde uygulanmalıdır. Tahliye edilecek insanlarımız da kendi kaderlerine terk edilmemeli, sosyal ve ekonomik hayata yeniden kazandırılmalıdır. Türkiye yeni bir sayfa açacaksa bu sayfanın başlığı ayrıcalık değil; adalet, eşitlik, toplumsal barış ve topluma yeniden kazandırma olmalıdır.”
